KEMAL EKİNCİ

KEMAL EKİNCİ
SİYASET, FARKLILIKLARDAN UYUM YARATMA SANATIDIR…
Demokrat Bakış bu sayısından itibaren bir dizi başlatıyor.
Bundan böyle her ay, bir politikacı ile eski fotoğraflar eşliğinde siyasette yürüdükleri yolu konuşacağız.
İlk konuğumuz Kemal Ekinci, 12 Eylül’ün hemen ertesinde aktif siyasete başlayan Kemal Ekinci, sosyal demokrat çizginin en önemli isimlerinden.
Konuşmaları bürosunda yaptık. Albümler açıldı. Eski defterler karıştırıldı. Cep telefonu müsaade ettiği ölçüde (bir telefon bu kadar çalabilir mi?) yirmi yıllık öyküyü rüzgar hızıyla gözden geçirdik.
Yüksek bir ışık ve konuşma yeteneği.
Rind’ane bir üslup.
Kuvvetli bir kişilik.
Kendisinin, yaşadıklarının, hayatın farkında olan e bunları güzel Türkçesiyle anlatan biri Kemal Ekinci. Politika yaşamının özetini “engellenmişlik duygusu” olarak ifade etitğinde şaşırmıyorsunuz. Memleketin hemen tüm sektörlerinde iktidarını giderek olgunlaştıran “vasat” Ekinci’nin öyküsünde de üzerine düşeni pek güzel yapmış!!!
Fazla geldiği için onu elemiş!!!
Ama biliyoruz, bu hikayede asıl kaybeden, siyasettir.
Toplumdur.
Bir de şu var : İki gündür hızlandırılmış sohbet bittiğinde kendimi destansı bir romanın içinden geçmiş gibi hissettim.
Kulağımda uzak bir şehrin, yakıcı türküsü ile.
Neden acaba?!
70’Lİ YILLARIN ÜNİVERSİTE KANTİNİ
Önce Sarıkamış Ortaokulu’ndan söz edelim. Futbolu ve en önemlisi Fenerbahçe’yi orda erkek öğrencilerin sohbetlerinden keşfediyor.
O günden beri fanatik Fenerbahçeli.
(Bağırmayı bilmediğinden, küfür de edemediğinden, maçlarda sıkışmış enerjisini kendisine zarar vermesin diye, tırnaklarını kesiyor. Görüştüğümüzde dibinden kesikti hepsi. İki gün önceki Beşiktaş derbisi nedeniyle.)
Ardından Kars Lisesi. Yaşamındaki dönüm noktalarından biri. Orada ilk kez pijaması olmuş,sonra iki kat çamaşır, diş fırçası. Pantolon ve ayakkabı her zamanki gibi, elbet bir tane. Üzerinde iz bırakan iki kişiyi, edebiyat ve tarih öğretmenlerini büyük bir sevgiyle hatırlıyor.
Derken…
Önemli bir keşif daha: Kütüphane! Okul kütüphanesinin herkese açık olduğunu edebiyat öğretmeni söyleyince öğreniyor. Çekinerek girdiği kapıdan çıktığında, Fransız ve Rus klasikleri külliyatı ile zenginleşmiş biri artık.
Şimdi yukarıdaki kareye gelelim: 70’li yıllardan tipik bir üniversite kantini fotoğrafı. Yıldız Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi. Kemal Ekinci solcu. Marksist değil ama. Hiçbir zaman da olmamış. Dönemin ve arkadaş çevresinin yüksek empozesine rağmen, hep ulusalcı. Yürüyüşlere katılmış. Okulu işgal etmişler bir kez. “Edin!” denmiş, etmişler. Fakat bir bahane bulmaları gerekiyor, düşünüp taşınıp, “medikososyal sorununda” karar kılmışlar. Bağıramıyor her zamanki gibi, ama çok gerekirse kavgada iyi!
Akademi bitice, kendi deyimiyle “siyasetle flörtü” başlayacak.
İNSAN KÜSKEN DE GÜLÜMSER!
Akademi’den sonra Muş, Erzurum ve Bursa’da gecen bürokratlık dönemi. 1980’in Mayıs ayından itibaren özgür! Tam CHP’ye girecekken 12 Eylül oluyor. 82’de Bursa’da “Anayasaya Hayır” kampanyasının önde gelen isimlerinden. Sonrasında partileşme çalışmaları. Ama, o zamanlar, bu zamanlar değil malum. Öyle uluorta toplanmak yasak! En, onlar da ne yapıyorlar, siyaseten değil, “tamamen duygusal!” olarak bir araya geliyorlar. İntam’daki bürosunda, doğum günü kutlanıyor! Ismanlanan cantıklar eşliğinde “Happy birthday” partisi. Asıl adı: Siyaset yeniden! SODEP dönemi. Önce il yönetim kurulu üyeliği, ardından 87’de il başkanı artık. 88’deyse, seçilmiş il başkanı. Fakat aynı yıl Ali Topuz, literatüre geçen meşhur konuşmayı yapıyor: “Parti Alevilerin, Kürtlerin ve arışı solcuların eline geçmiştir!” Gayet tabii, sorgu, sual, itiraz süreci başlıyor. Aynı sürecin sonucu: Bir hafta içinde görevden alınma. Yukarıdaki fotoğraf, 89 yılına ait. Bursa’da bir parti yemeği. İhraçlı Kemal Ekinci, Deniz Baykal’a gülümsüyor.
“Bütün gece o şartlara rağmen böyle güllük gülistanlık geçmedi herhalde değil mi?”
“Gayet tabii hayır. Arkadaşlar ısrarcı oldu, katıldım. Selamlaştık. O kadar. Bibr daha konuşmadık. Siyasette böyledir. O anın gereğini yaparsınız. Sonra her şey olması gerektiği biçimde sürer.”
DEMOKRASİ KAZANDIRIR
“Çağdaş demokrasiyi her alanda içine sindirmiştir, olaylara bakış açısı çok daha tutarlıdır” diye tanımladığı Erdal İnönü ve “yaratıcı değildir, alışılmış yolların dışına çıkamamıştır” şeklinde eleştirdiği Deniz Baykal ile aynı karede. Süleyman Demirel yasaklı olduğu dönemde BUSİAD’ın bir toplantısına geliyor. Doğan Ersöz’ün davetiyle toplantıya katılan Ekinci, Demirel’in “Demokrasiden korkmayınız. Demokrasiyle kısa vadede kaybeder gibi görünüp, uzun vadede kazanırsınız” mealindeki konuşmasından ve oradaki dayanışmadan etkileniyor. Daha açık koyalım adını: O toplantıyı ve Demirel’in yenilenmiş halini kıskanıyor. Ertesi sabah telefona sarılıp, Baykal’ı arıyor: Bursa’ya gelin. Bir toplantı yapalım. Konuşun. Yanıt şöyle: “Ben gelip konuşacağım, sen de prim yapacaksın öyle mi?”
Sonrasını Ekinci’den dinleyelim: “Örgüt içi demokrasi, akıp giden bir kanalın önünü açmaktır. Akan su kir tutmaz. Kendini çoğaltır ve temizler. Oysa, bu kanal kapandığında, su kirlerin ya da olmadık başka yollara yönelir. Deniz Baykal, kanalın önünün tıkayan, dar kadrocu ekolden. Bir tür tarikat yapılanması içerisinde yürütüyor işleri. Dolayısıyla boşana değil, yıllar sonra karşısına çıkan muhatabın Mustafa Sarıgül gibi bir isim olması. Bütün potansiyel ve reel yıldızları son derece planlı bir biçimde birer birer elediğimizde… Elimizde kalan malzeme bundan ibaret olur…”
Nitekim on yıllardır tanık olduğu tüm defolarına ve bunca eleştirmesine rağmen Deniz Baykal’ı Mustafa Sarıgül gibi bir isme tercih ediyor elbet.
KAZANÇ DA KAYIP DA BİRDİR BENİM İÇİN
“Teoride çok güçlü, pratikte çok zayıf” dediği İsmail Cem ile aynı karede. Siyasette kazandığına çok sevinmeyen, kaybettiğinde üzülmeyen Ekinci, “umurumda olmaz, gider rakımı açar içerim” diyor. Bunca sene gece gündüz, maddi manevi tüm enerjisini ve mesaisini kendi işine verse, serveti katlanırdı kuşkusuz. Ama, bir tercih yapılmış zamanında, SİYASET denmiş. Siyaseti amatörce yapmış. Amatör siyaset, yaptığınız işin orta yerine şahsi menfaatlerinizi koymamak oluyor. O zaman “kaybediyorsunuz!” Kimler “kazanıyor peki?” Evet efendimciler, boyun eğenler, suskun kalanlar her zaman kazanır. Siyaset serüveninin hülasasını sorun, “engellenmişlik duygusu” olarak gelecek yanıt. Herkes kendisinden az olan kişilerle çalışmak istiyor. Kişisel iktidarı pekiştirmenin, sağlama almanın bilinen en eski ve sonuç alıcı yöntemi bu. “Türkiye’de demokratikleşmenin önündeki en ciddi iki engel, siyaset ve basındır” diyor. Ardından, ilkeli ve üretken siyasetin tarifini veriyor: “Kendin gibi düşünmeyenlerle birlikte olabilme, iş yapma sanatı”
DEMİREL İLE KOL KOLA
“Siyasetteki ikinci yaşamını beğeniyorum” dediği Süleyman Demirel ile kol kola, ortaklarında olduğu Mersin’deki bir hastanenin açılış töreninde. “Haksız kavgaya girmeyin. Hakkınız olandan fazlasına tamah etmeyin” nasihatlarıyla büyüdüğü dedesinden sonra, “kararlılığından ve adalet duygusundan çok şey öğrendim” dediği, Karayolları Bölge Müdürü Ali Haydar Akın en çok etkilendiği kişilerden. Bunun dışında, kimselerin adını sanını bilmediği kimi emekli öğretmen, kimi işçi… Birkaç dostundan oluşan küçük bir danışma kurulu olmuş hep yanında. “En önemli konularda oturup akıl sorardım. Beni uyarmalarını, eleştirmelerini isterdim. Temiz ve güvenli bir dostluğumuz vardı” diyor. Siyasette en çok riyadan bıkmış. Bir de “Kimliksiz kimliğinden ödün verenlerden”

 



Yazar : Yüksel BAYSAL Tarih : 05/2005

   

En Son Yazılar
“İNEGÖL’Ü MOBİLYA MARKALARININ ŞEHRİ YAPACAĞIZ” 06/2007
CUMHURİYETİN KAZANIMLARININ KAYBEDİLMESİNDEN KAYGILIYIM” 04/2007
OBJEKTİFLERİN ARASINDAN BURSA 04/2007
PLATO KADERİNE TERK EDİLDİ 04/2007
“KRAMPONLA YALIN AYAĞIN YARIŞTIĞI NERDE GÖRÜLMÜŞTÜR?” 04/2007
BURSA’DA BİR YILDA ON MİLYONU AŞKIN HASTA 02/2007
CARGİLL SORUN OLMAYA DEVAM EDİYOR 02/2007
27 MAYIS İHTİLALİ VE BİR TARİHİ ÇINAR: RECEP KIRIM 06/2006
OSMANGAZİ BELEDİYE BAŞKANI RECEP ALTEPE 06/2006
CARGİLL BURSA’YA İHANETTİR!... 06/2006
TURHAN TAYAN’DAN AKP’YE ELEŞTİRİ OKLARI 03/2006
ŞAİR NAZIM HİKMET GEÇTİ 03/2006
MEHMET ALİ İNAN OKUMAYI IŞIKLI BİR YOLDA YÜRÜMEYE BENZETİYOR 03/2006
DOKUMACI NAZIM HİKMET 03/2006
BURSA’NIN SOYADI SU, RENGİ YEŞİL BEYAZ 03/2006
“POLİTİKADA EN UYUMLU OLAN EN TEPEYE TIRMANIR!” 03/2006
RAİF KAPLANOĞLU, YILLARDIR KAYBOLAN ZAMANIN PEŞİNDE… 01/2006
Niyazi Menteş’i kaybettik. 01/2006
70’Lİ YILLARDAN 2000’LERE BİR SİYASET YOLCUSU… 01/2006
“ÜZÜM İDİLER ŞARAP OLDULAR” 01/2006
“HEY BURSALI BURSALI BELİ İPEK KORSALI” 01/2006
BALKANLAR VE GÖÇ 01/2006
HAYATİ KORKMAZ’IN NEVİ ŞAHSINA ÖZEL SİYASET YOLCULUĞU 11/2005
HAKAN KÖKSAL “YAZDIĞI YERDEN PARA KAZANIYOR!” 11/2005
“BAT-ÇIK’LARA TAKILDIK KALDIK” 11/2005
DEĞERLİ AĞABEYİM 11/2005
BURSA’NIN BANGLADEŞLİLERİ 11/2005
ŞEFFAF MUTFAK DÖNEMİN BAŞLADI TEMİZLİĞİN YENİ ADI: 11/2005
GÜMÜŞHANE 09/2005
SULAR ŞEHRİ BURSA 09/2005
PROF. MUSTAFA DURAK 09/2005
KARA’NIN VERDİĞİ BEYAZ DERS 09/2005
HÜZÜNLER KENTİ 09/2005
NİLÜFER DERESİ, GÖKSU GİBİ OLACAK 09/2005
BENER ÖZCAN İKİNCİ HAYATINI BİR GEZGİN OLARAK YAŞIYOR 09/2005
BURSA KÜLTÜR YOLU CANLANDIRMA PROJESİ 07/2005
DOĞUNUN VE BATININ BİLGELERİ 07/2005
OKUR YAZAR BİR YOLCU 07/2005
HATIRLA SEVGİLİ AK PARTİ 06/2007
CELAL BAYAR VE BURSA 06/2007
MİLLİYETÇİLİK KİMİN İDEOLOJİSİDİR? 04/2007
TABULAR RAFA, DEMOKRASİ MEYDANA 04/2007
CUMHURBAŞKANI KİM OLMALI? 04/2007
BURSA’DA BİR YILDA ON MİLYONU AŞKIN HASTA 02/2007
YASALAR MI DEĞİŞMELİ KAFALAR MI? 02/2007
FARUK ÇELİK RÖPORTAJI 02/2007
RECEP ALTEPE RÖPORTAJI 06/2006
LAİKLİK ÇATIŞMA ARACI OLDU 06/2006
BURSA’DAN NAZIM GEÇTİ Mİ? 03/2006
GELECEĞİMİZİN TEMİNATI ÇOCUKLAR 03/2006
SEVİLEN VE BUDANAN ADAM TURHAN TAYAN 01/2006
BURSA’DA DOĞALGAZ REZALETİ 01/2006
ANKARA’YA YOLU DÜŞENLERE ÇAĞRI 11/2005
BURSA’DA İPEK, HEREKE’DE HALI 01/2006
UNUTULAN BURSA’DAN İZLENİMLER 11/2005
MEDENİYET PROJESİ AVRUPA BİRLİĞİ 11/2005
KARADENİZ’İN ÖZ EVLADI 09/2005
MEYDANSIZ ŞEHİR, HEYKELSİZ MEYDAN OLMAZ 09/2005
İSLAMCILAR SAHİDEN DEĞİŞTİ Mİ? 09/2005
KİMLERİN EİNSTEİN’I VAR? 07/2005
TAHTAKALE’YE GÜZELLEME 07/2005
“ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA!” 07/2005
MİNİKLERİN GÖZÜNDE DÜNYA 07/2005
DÖNEMİN İÇİŞLERİ BAKANI MEHMET GAZİOĞLU SİVAS’I UNUTAMIYOR: 07/2005
KENT MEYDANINA KAVUŞUYOR… 07/2005
İLK KURTARILACAK, DOĞAL ALANLAR 07/2005
DEMOKRAT BAKIŞ’A İNCE BİR BAKIŞ 07/2005
FUAT SAKA RÖPORTAJI 07/2005
ERDEM SAKER 07/2005
ONLAR BİZİ İSTİYORDU! 06/2005
AYDINLANMA VE DİN 06/2005
1.LEYLEK ŞENLİĞİ KUTLANDI! 06/2005
TAŞIN IZDIRABI 06/2005
MUSTAFA KARA 06/2005
MUTFAKTAN MİTİNGE… 06/2005
KİM BU DEDE? 06/2005
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI HİKMET ŞAHİN : 06/2005
DOĞUNUN VE BATININ BİLGELERİ 06/2005
“BU MEMLEKET BİZİM… BİZİM DOSTLAR BİZİM” 06/2005
BKSTV GENEL SEKRETERİ AKİF KOÇYİĞİT: 06/2005
44. BURSA FESTİVALİ 06/2005
ŞEHRİN İÇİNDEN İMPARATORLUK GEÇTİ 05/2005
METAL FIRTINA’DA YANITLANMAYAN SORULAR? 05/2005
KEMAL EKİNCİ 05/2005
KARŞINIZDA BURSA ODA ORKESTRASI! 05/2005
İÇ BAHARINIZ DAİM OLSUN 05/2005
BURSA’DA YAŞAYAN BİR İLİŞKİ AVCISI : HAKAN AKDOĞAN 05/2005
10 DAKİKA ARA!!! 05/2005
Mehmet Gedik Röportajı 06/2005
Ertuğrul YALÇINBAYIR Röportajı 05/29/2012
YERYÜZÜNÜN LANETLENMİŞ HALKI YAHUDİLER 05/29/2012
DEMOKRAT DEVLET 05/29/2012