METAL FIRTINA’DA YANITLANMAYAN SORULAR?

METAL FIRTINA’DA YANITLANMAYAN SORULAR?
1- ABD Türkiye’yi işgal edebilir mi?
2- Büyük Ortadoğu Projesi’nin görünmeyen yüzü aslında ABD’nin İran, Suriye ve nihayet Türkiye’yi ele geçirme planı mı?
3- ABD Suriye’ye savaş ilan ederse Beşar Esad direnmeden topraklarını açar mı?
4- Petrolün dünyadaki stratejik önemi önümüzdeki yıllarda yerini bor madenine bırakırsa dünyadaki bor rezevlerinin yüzde 80’ini elinde bulunduran Türkiye ABD’nin tehdidi altına girer mi?
Türkiye gündemini uzun süre meşgul eden politik-kurgu içerikli “Metal Fırtına” adlı kitap işte bu güncel soruların tümüne yanıt arıyordu sanki… Kitapla ilgili görüşlerimi ve geçtiğimiz günlerde bir kitap evinin davetlisi olarak okuyucularla buluşmak üzere kentimize gelen yazarlarla yaptığım mini söyleşiyi sizlere aktarmadan önce çok önemli bir gerçeğin altını çizmek isterim. Kitap, yazarlarının da ifadesiyle “hayal ürünü bir kurgu değil, olması muhtemel olaylara karşı bir uyarı belgesi” adeta! Kitapla ilgili çok eleştiri var, bir çok komplo teorisi üretildi. Bunların en yoğun ve şiddetlisi “Metal Fırtına’nın ABD’nin Türkiye üzerinde yürüttüğü psikolojik savaşın parçası olması” Özellikle 1 Mart tezkeresinin Meclis’te reddedilmesinin ardından gerilen ilişkiler ABD askerlerinin 11 subayımızın kafasına çuval geçirmesiyle had safhaya ulaşmıştı.
Yapılan bir araştırmayla Türkiye halkının yüzde 85’inin ABD karşıtlığının belgelenmesi ise gerilen ilişkileri apaçık ortaya koyan tarihi bir gerçek olarak kayıtlara geçti. ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz 1 Mart tezkeresinin reddedilişini küstahça eleştirdi ve ardından “Türkiye 1 Mart tezkeresini kabul edip topraklarını askerlerimize açsaydı sun-i direniş bu kadar şiddetli olmazdı” dedi. Diğer yandan The Wall Street Journal editörlerinden Robert Pollock’un Türkler hakkındaki paranoyak yakıştırması ve Türkler’in ABD ile Yahudi düşmanlığı yaptığını yazması, ABD’nin Türkiye üstündeki psikolojik harbini gün yüzüne çıkartması olarak algılandı. İşte tam bu sıralarda da “Metal Fırtına” adlı kitap piyasaya sürüldü. Burada çok kiritik bir soruyu kendi kendimize sormakta fayda var; ABD’nin ülkemizi işgalini özetleyen “Metal Fırtına” neye hizmet ediyor?
Yazarlarla yaptığım söyleşide en başta bu sorunun yanıtını aradım.
Hemen söylemeliyim ki, sorduğum soruların hiç birinden hoşlanmadılar ve beni biraz şakayla karışık da olsa Yunan ajanı olmakla suçladılar. Kitabın ABD çıkarlarına hizmet ettiği ve bir zamanlar “Ulusal Kurtuluş Savaşı” vermiş bir halkın bu kadar kısa sürede ve kolayca teslim olmayacağı ve kitabın ABD tarafından BOP projesinde Türkiye’ye biçilen misyona katkı yaptığı biçimindeki eleştirileri hatırlattığımda Orkun Uçar ile Burak Turna bütün bunları kesin dille reddettiler. Onlara göre tepkiler Türkiye’deki bir takım uç görüşlerle, düşünce tüccarlarının ürettiği komplo teorileriymiş!
Bir başka iddia ise kitabın çok ciddi bir konuyu kurgulamasıydı. Türkiye’de bu denli önemli bir konunun ordu ve istihbarat birimlerinden izin alınmadan yazılması mümkün görünmüyor. O zaman şu konu da geliyor akıllara tabii; yoksa kitap ABD istihbarat birimlerince mi bu genç yazarların eline tutuşturulmuştu? Bu iddiayı da sordum ve yine kesin bir reddetme ile karşılaştım.
ABD ajanı olduklarına ilişkin söylenenleri sorduğumda ise, ABD ile hiçbir bağlantıları bulunmadığını, kitabın ABD kamuoyu tarafından da tepkiyle karşılandığını söylediler.
Kitapta yer alan tüm sivil karakterlerle günümüzdeki siyaset aktörlerinin isimleri de dikkati çekecek ölçüde örtüşüyordu. Hem ABD’li hem de Türk yetkililerin isimleri tıpatıp aynıydı. Türkiye Genel Kurmayı’nın isimleri hayaliydi sadece. Yazarlara bunun nedeninin, Türk askeri yetkililerinden çekiniklerinden dolayı mı olduğunu sordum. Orkun Uçar’ın vermiş olduğu yanıttan hiçbir şey anlayamadım. Bakalım siz anlayacak mısınız? : “Orduda hiyerarşi var, oysa hükümetlerde böyle bir şey söz konusu değil. Orduda her sene rütbeleri taşıyan isimler değişebilir. Biz kitabı yazdığımızda da isimler değişmiş olabilirdi. Ayrıca Türkiye Ordusu kapalı bir örgüt.”
Genç yazarın cevabı çelişkiler taşıyor. Orduda hiyerarşi olduğu doğru ama bu kadar kısa sürede üst düzey komutanlarının yerinin değişmediğini hepimiz biliyoruz. Üstelik Türkiye’de bir baskın seçimle başbakan ile bakanlar da değişebilir. Oysa kitapta siyasal aktörlerin isimleri hiç tereddüde düşmeden verilmiş. Bu yüzden yazarların buna benzer cevapları bana biraz kaçamak gibi geldi.
Kitapta Türkiye-ABD savaşının başlangıç tarihi 2007 Mayıs’ı olarak verilmiş. Yazarlar bu konunun gerekçesini aciliyet olarak açıkladılar.
Ayrıca, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın işgalci ABD ile pazarlık yaptığı ve ülkesinin topraklarını hiçbir direniş göstermeden ABD’lilere açtığı varsayılıyor. Bu bir devlet başkanına yapılmış hakaret olarak kabul edilebilir… Yazarlardan Burak Turna’ya göre Suriye’nin ABD istedi diye Lübnan topraklarından çekilmesi tezlerini haklı çıkartıyormuş!
Fakat Suriye, Lübnan’dan kitap yazıldıktan çok sonra çekilmiştir. Ayrıca güvenlik nedeniyle konuşlandırdığı askerlerini komşu bir ülkeden geri çekmek ile bir takım ahlaksız teklifler sonucu işgalcilere topraklarını açmak istemek çok farklı şeylerdir.
Bugün hepimiz çok iyi biliyoruz ki, Beşar Esad, ABD’nin tüm tehditlerine rağmen ülkesini savunuyor.
Kitabın Türkiye’de yaygın basın tarafından yoğun biçimde reklamının yapılmasını göz önünde bulundurarak bu kadar çok satılacağını tahmin ettiniz mi diye sorduğumda, Burak Turna “evet” yanıtını veriyor. Turna, kitabın Türk-Amerikan ilişkilerinin bu kadar yoğun tartışıldığı bir dönemde çok satılmasını doğal karşılıyor ve özellikle piyasaya sürdüklerini vurguluyor.
Kitabın yayıncı kuruluşu Timas’la ilgili de bir iddia var. İddiaya göre Timas Fethullah Gülen grubuyla bağlantılı işadamlarının sahip olduğu bir yayıncı kuruluş. Timas’ın geçmiş dönemde bu çevreye yakın yazarların kitaplarını sıkça yayınlamış olması kitabın şu an ABD’de de bulunan Fethullah Gülen tarafından da desteklenmiş olduğu iddialarını güçlendiriyor. Buna karşılık yazarlar, Cüneyt Ülsever’in kitaplarının da Timas tarafından çıkarıldığını belirtiyorlar. Ama iddiaya göre Türkiye’de neredeyse herkes  Ekrem Dumanlı’yı (Zaman gazetesi eski genel yayın koordinatörü) Hekimoğlu İsmail’i (Zaman Gazetesi köşe yazarı) M. Nedim Hazar’ı (Zaman gazetesi köşe yazarı. Fethullah Gülen’in yeğeni. Ferhat Barış müstear adı ile biniyor) tanınıyor.

Metal Fırtına, ABD’nin Türkiye’deki zengin bor yataklarını ele geçirmek için başlattığı işgali kurguluyor. Ülkemiz bor madeninde dünya rezervlerinin yüzde 80’ine sahip bir ülke. Önümüzdeki yıllarda da bu enerji kaynağının dünyadaki stratejik önemi petrolün önüne geçecek. TUBİTAK geçtiğimiz günlerde yayınlamış olduğu raporla bunu bilimsel bir veriye dönüştürmüştü. Yazarların da aynı konudaki tespitine katılmamak mümkün değil. Fakat büyük bir Kurtuluş Savaşı vermiş, Çanakkale’de destanlar yazmış, “Ya istiklal ya ölüm” diyerek on binlerce şehidini feda edip, esareti tarihini hiçbir döneminde kabullenmeyen bir ülke halkı ABD işgalinde bu kadar basit şekilde acze düşebilir mi?
Kitap ile ilgili bir başka soru daha var. Bu kitapla, Türkiye halkına “uslu duralım, ABD ile ters düşmeyelim yoksa, sorumuz böyle olur” mesajı mı verilmek isteniyor?
Kitap ABD’nin yürüttüğü psikolojik savaşa dolaylı yoldan katkı mı sağlıyor?
Yazarlara ısrarla bu soruları sorduk. Ancak tahmin de edileceği gibi tatmin edici kesin cevaplar alamadık. Kitapta ABD işgali T.C. Başbakanı’nın Rusya, Fransa, Çin ve Almanya’ya zengin bor ve uranyum madenlerinden yüzde beş hisse vermesiyle sona eriyor!
Dikkatinizi çekmek isteriz ABD işgali Türkiye halkının direnişiyle değil, başbakanın ülke kaynaklarını yabancı devletlere bedelsiz vermesi karşılığında son buluyor. Yorumu siz sevgili okurlarımıza bırakıyoruz.
Kitapta dikkatimi çeken başka bir konuya değinmeden de geçemeyeceğim. Hayali işgalin başlatıldığı günden bu yana Türkiye Kürtlerinin ısrarlı bir şekilde işgalcilerle işbirliği yapma ihtimalinden söz ediliyor. Ve Türiye’de yaşayan Kürt kökenli yurttaşlarımızdan ayrılıkçı gruplar diye bahsediliyor. Burada da yazarların atladıkları çok önemli tarihsel bir gerçeği vurgulamak gerek; onurla andığımız Kurtuluş Savaşı, Türk ve Kürt halklarının birlikteliği ile kazanıldı. Kürt kökenli yurttaşlarımız Kuvay-ı  Milliye’ye topyekun katılarak omuz omuza çarpışmışlardı. Şimdi nasıl olur da olası bir ABD işgalinde Amerikalılar ile Türkiye’deki Kürtler işbirliği yapar?
Sondan bir önceki paragrafa dönüyoruz.
Haksız mıyım?

 



Yazar : Yüksel BAYSAL Tarih : 05/2005

   

En Son Yazılar
“İNEGÖL’Ü MOBİLYA MARKALARININ ŞEHRİ YAPACAĞIZ” 06/2007
CUMHURİYETİN KAZANIMLARININ KAYBEDİLMESİNDEN KAYGILIYIM” 04/2007
OBJEKTİFLERİN ARASINDAN BURSA 04/2007
PLATO KADERİNE TERK EDİLDİ 04/2007
“KRAMPONLA YALIN AYAĞIN YARIŞTIĞI NERDE GÖRÜLMÜŞTÜR?” 04/2007
BURSA’DA BİR YILDA ON MİLYONU AŞKIN HASTA 02/2007
CARGİLL SORUN OLMAYA DEVAM EDİYOR 02/2007
27 MAYIS İHTİLALİ VE BİR TARİHİ ÇINAR: RECEP KIRIM 06/2006
OSMANGAZİ BELEDİYE BAŞKANI RECEP ALTEPE 06/2006
CARGİLL BURSA’YA İHANETTİR!... 06/2006
TURHAN TAYAN’DAN AKP’YE ELEŞTİRİ OKLARI 03/2006
ŞAİR NAZIM HİKMET GEÇTİ 03/2006
MEHMET ALİ İNAN OKUMAYI IŞIKLI BİR YOLDA YÜRÜMEYE BENZETİYOR 03/2006
DOKUMACI NAZIM HİKMET 03/2006
BURSA’NIN SOYADI SU, RENGİ YEŞİL BEYAZ 03/2006
“POLİTİKADA EN UYUMLU OLAN EN TEPEYE TIRMANIR!” 03/2006
RAİF KAPLANOĞLU, YILLARDIR KAYBOLAN ZAMANIN PEŞİNDE… 01/2006
Niyazi Menteş’i kaybettik. 01/2006
70’Lİ YILLARDAN 2000’LERE BİR SİYASET YOLCUSU… 01/2006
“ÜZÜM İDİLER ŞARAP OLDULAR” 01/2006
“HEY BURSALI BURSALI BELİ İPEK KORSALI” 01/2006
BALKANLAR VE GÖÇ 01/2006
HAYATİ KORKMAZ’IN NEVİ ŞAHSINA ÖZEL SİYASET YOLCULUĞU 11/2005
HAKAN KÖKSAL “YAZDIĞI YERDEN PARA KAZANIYOR!” 11/2005
“BAT-ÇIK’LARA TAKILDIK KALDIK” 11/2005
DEĞERLİ AĞABEYİM 11/2005
BURSA’NIN BANGLADEŞLİLERİ 11/2005
ŞEFFAF MUTFAK DÖNEMİN BAŞLADI TEMİZLİĞİN YENİ ADI: 11/2005
GÜMÜŞHANE 09/2005
SULAR ŞEHRİ BURSA 09/2005
PROF. MUSTAFA DURAK 09/2005
KARA’NIN VERDİĞİ BEYAZ DERS 09/2005
HÜZÜNLER KENTİ 09/2005
NİLÜFER DERESİ, GÖKSU GİBİ OLACAK 09/2005
BENER ÖZCAN İKİNCİ HAYATINI BİR GEZGİN OLARAK YAŞIYOR 09/2005
BURSA KÜLTÜR YOLU CANLANDIRMA PROJESİ 07/2005
DOĞUNUN VE BATININ BİLGELERİ 07/2005
OKUR YAZAR BİR YOLCU 07/2005
HATIRLA SEVGİLİ AK PARTİ 06/2007
CELAL BAYAR VE BURSA 06/2007
MİLLİYETÇİLİK KİMİN İDEOLOJİSİDİR? 04/2007
TABULAR RAFA, DEMOKRASİ MEYDANA 04/2007
CUMHURBAŞKANI KİM OLMALI? 04/2007
BURSA’DA BİR YILDA ON MİLYONU AŞKIN HASTA 02/2007
YASALAR MI DEĞİŞMELİ KAFALAR MI? 02/2007
FARUK ÇELİK RÖPORTAJI 02/2007
RECEP ALTEPE RÖPORTAJI 06/2006
LAİKLİK ÇATIŞMA ARACI OLDU 06/2006
BURSA’DAN NAZIM GEÇTİ Mİ? 03/2006
GELECEĞİMİZİN TEMİNATI ÇOCUKLAR 03/2006
SEVİLEN VE BUDANAN ADAM TURHAN TAYAN 01/2006
BURSA’DA DOĞALGAZ REZALETİ 01/2006
ANKARA’YA YOLU DÜŞENLERE ÇAĞRI 11/2005
BURSA’DA İPEK, HEREKE’DE HALI 01/2006
UNUTULAN BURSA’DAN İZLENİMLER 11/2005
MEDENİYET PROJESİ AVRUPA BİRLİĞİ 11/2005
KARADENİZ’İN ÖZ EVLADI 09/2005
MEYDANSIZ ŞEHİR, HEYKELSİZ MEYDAN OLMAZ 09/2005
İSLAMCILAR SAHİDEN DEĞİŞTİ Mİ? 09/2005
KİMLERİN EİNSTEİN’I VAR? 07/2005
TAHTAKALE’YE GÜZELLEME 07/2005
“ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA!” 07/2005
MİNİKLERİN GÖZÜNDE DÜNYA 07/2005
DÖNEMİN İÇİŞLERİ BAKANI MEHMET GAZİOĞLU SİVAS’I UNUTAMIYOR: 07/2005
KENT MEYDANINA KAVUŞUYOR… 07/2005
İLK KURTARILACAK, DOĞAL ALANLAR 07/2005
DEMOKRAT BAKIŞ’A İNCE BİR BAKIŞ 07/2005
FUAT SAKA RÖPORTAJI 07/2005
ERDEM SAKER 07/2005
ONLAR BİZİ İSTİYORDU! 06/2005
AYDINLANMA VE DİN 06/2005
1.LEYLEK ŞENLİĞİ KUTLANDI! 06/2005
TAŞIN IZDIRABI 06/2005
MUSTAFA KARA 06/2005
MUTFAKTAN MİTİNGE… 06/2005
KİM BU DEDE? 06/2005
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI HİKMET ŞAHİN : 06/2005
DOĞUNUN VE BATININ BİLGELERİ 06/2005
“BU MEMLEKET BİZİM… BİZİM DOSTLAR BİZİM” 06/2005
BKSTV GENEL SEKRETERİ AKİF KOÇYİĞİT: 06/2005
44. BURSA FESTİVALİ 06/2005
ŞEHRİN İÇİNDEN İMPARATORLUK GEÇTİ 05/2005
METAL FIRTINA’DA YANITLANMAYAN SORULAR? 05/2005
KEMAL EKİNCİ 05/2005
KARŞINIZDA BURSA ODA ORKESTRASI! 05/2005
İÇ BAHARINIZ DAİM OLSUN 05/2005
BURSA’DA YAŞAYAN BİR İLİŞKİ AVCISI : HAKAN AKDOĞAN 05/2005
10 DAKİKA ARA!!! 05/2005
Mehmet Gedik Röportajı 06/2005
Ertuğrul YALÇINBAYIR Röportajı 05/29/2012
YERYÜZÜNÜN LANETLENMİŞ HALKI YAHUDİLER 05/29/2012
DEMOKRAT DEVLET 05/29/2012