DÖNEMİN İÇİŞLERİ BAKANI MEHMET GAZİOĞLU SİVAS’I UNUTAMIYOR:

DÖNEMİN İÇİŞLERİ BAKANI MEHMET GAZİOĞLU SİVAS’I UNUTAMIYOR:
“ÇOK ÇARESİZ KALDIM HALA ÜZGÜNÜM”
Mehmet Gazioğlu’yla, bir dostunun ofisinde görüştük. Bütün rütbelerinden soyunmuş haliyle. Dikkatli okur, bir önceki “Resimli Siyaset Tarihi’nin” konuğu Mehmet Gedik ile ilgili tespitlerimi anımsayacaktır. Bu kez tam tersi: Gazioğlu, sinirlerini aldırmış bence, en ciddi sıkıntı yaşadığı kişilerden bile öyle bibr ses tonu ve tavırla söz ediyor ki, şaşırırsınız.
Doğrusu, kendi deyimiyle “doğuştan kibar”
Bir de kaderci. Ayrıca insanları seviyor. Onlar da onu. Ama, hayata birlikte başladığı arkadaşlarından erken yol almış hep, bu yüzden oluşan kıskançlıkları da doğal sayıyor. Yadırgamıyor.
Orhaneli’nde henüz çocuk denecek yaşta başlayan siyaset macerası, en tepe noktalara dek ulaşmış. “Siyaset kişisel tarihinize çok şey kattı, peki sizin siyasete katkınız nedir, ne olmuştur?” diye sorun, yanıt şu şekilde gelecek: “Dürüsttüm. Çok büyük paraları idare edecek noktalarda bulundum. Tek kuruşa tenezzül etmedim.”
Bursa Erkek Lisesi’nde okurken, Suhulet ve Şekercioğlu kitabevlerinin müdavimiymiş. Çok okumuş. Aktüel ve siyasi kitapların yanı sıra “hissi” olanları da: Reşat Nuri Güntekin. Peyami Safa vs…
İyi de bu kadar şaşadan sonra şimdilerde hayat nasıl gidiyor?
Güzelmiş. Bir sorun yokmuş.
Görüştüğümüz gün mesela, benimle birlikte dört kişiye daha randevu vermiş.
O hafta sonu kızının düğünü vardı. Sonra yazlığa gidilecekti. Dostlar. Yürüyüş. Akşamları mangal… Biraz eksik müptela: Arkadaş arası “kumar!”
Bir şekilde geçiyor yani hayat.
“Sarışın güzel kadının”, fotoğraflar ve anılarla çok tabii olarak, baş aktristi olduğu söyleşi bittiğinde, Gazioğlu, devletin kendisine tahsis ettiği güvenlik donanımla Toyota arabasıyla emeklilik günlerinin bir cumartesi akşam üzerine daha karıştı.
Mutlu. Sinirsiz.
Aklımda şu cümlesi takılı: “Daha da iyi yerlere gelebilirdim aslında!”
SİHİRLİ ELLER
Tansu Çiller’i ilk kez 1988 yılında Bursa Rotary Kulübü’nün Almira Otel’de düzenlediği bir konferansta konuşmacı olarak görmüş. Ömer Ersöz’ün davetlisi olarak katıldığı konferansta o zamanlar yalnızca bir ekonomi profesörü olan Çiller’e ilişkin ilk izlenimleri: “Tespitleri yerinde. Vizyonu var. Bir de, güzel ve bakımlı bir kadın.” Ve daha daha o zamanlar, yani ortada fol yok, yumurta yok, kendisini dinlerken aklından geçenleri dönüşte, Kamuran Yılanlı’nın ofisinde söylemiş: “Bizim partiye Genel başkan olsa bu hanım… Ne iyi olur, ama caba bünye kabul eder mi?”
/İnanmayanlar, Kamuran Yılanlı’ya sorabilirler!/
Çiller bütün iddiaların tersine ona göre, “Çok dürüst! Söylenenlerin hepsi iftira! Bir kusuru, siyaseti bilmemesi!” Önceki genel başkan bir hafıza şampiyonu. Gazioğlu henüz bir liçe başkanı iken, adıyla sanıyla, özellikleriyle tanıyor onu. /”Gider yedi sekiz kişi karşısına otururduk. İsmimizle hitap ederdi tek tek… Devleşirdim orada. Odaya sığamazdım!”/
Nitekim, Süleyman Demirel, 87’de milletvekili olduğunda Köksal Toptan’a şu notu iletiyor: Mehmet Gazioğlu: “Çok iyi bir avukattır. Çok iyi bir hatiptir. Başın sıkışınca mutlaka ara!” Eski ekonomi profesörü ise tam tersi. Bırakın ilçe başkanını, il başkanlarını, milletvekillerini bile tanımaz bazen!
Çiller-Gazioğlu arasındaki dillere destan büyük uyum, 99 seçimlerine dek sürer. Derken, İsmail Tatlıoğlu-Teoman Özalp krizi patlar!
“Ben Özalp’i önerdim. O, çok yaşlı. Ahı gitmiş vahi kamlı, genç birisini bul dedi. Araştırmalar onun isinin gösteriyor dediysem de dinletemedim. Gittik, İsmail Tatlıoğlu’nu bulduk. Üniversiteden istifa ettirdik. Bu sefer telefon açtı. Ben araştırdım Özalp’in şansı daha yüksek. Adayımız o olacak dedi. Karşı çıktım. Söz vermişiz. Yola çıkmışız. Geri dönülmez artık dedim. Biz bilmem ne çocuğu muyuz? Dedim. Ön seçim yaptırdı. Tatlıoğlu kazandı.
Son görüşmeleri, 2002’de iki gün arka arkaya. Bursa ve Balıkesir mitinglerinde. Sonrası sessizlik!
Yukarıdaki fotoğrafta neler oluyor derseniz… Dönemin sihirli elleri kendi deyimiyle Gazioğlu’na sarkıntılık ediyor!
Yok hemen şaşırmayın öyle.
Şaka elbet!!!
BABA EVİNDE BİR BAKAN
50. hükümetin İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu, bakan olduğunu Büyük Ankara Oteli’nde Yalım Erez’den öğreniyor. Bakanlığı daha önce kendisine “Gazioğlu halefim olarak bu koltukta seni görmek isterim” diyen İsmet Abi’den devralıyor.
Dört ayda, günde üç saat uyuyor ve yedi kilo veriyor.
Her hafta iki kez mutlaka Güneydoğu’ya gidiliyor.
Ünlü “p…ler!” sözü de aynı döneme ait biliyorsunuz.
“Ali Osman Sönmez Kampüsü’nün açılışındaydım. Tam 28 tane çocuğu öldürdüklerini duydum. O ölümlerden sorumlusunuz. Tedbirini alıp öldürtmeyeceksiniz. Çocukların en büyüğü 14 yaşındaydı. Çok eleştirildi ama az bile söylemişsin diyenler  de oldu…”
O ara, Apo “50. Hükümet iflahımızı kesti bizim” diyor.
Ama, bütün siyaset hayatın en zor günlerini sorun, şöyle anlatacak: “Bakan oldum. Bir hafta sonra Sivas olayları oldu. Çok tecrübesizdim. Hemen müdahale etmek istedim. Uçağımız var, helikopterimi, Mercedes’imiz BMW’miz her şeyimiz var. Kalkıp gidelim dedim. Devletin müsteşarı, ne gerek var efendim bakan her yere gitmez, Türkiye Cumhuriyeti Devleti büyüktür, gereken bütün önlemler alınmıştır dedi. Tecrübelidir, bir bildiği vardır dedik güvendik. İşin başında müdahale edilseydi böyle olmayacaktı. Çok çaresiz kaldım. Çok üzüldüm.”
Aziz Nesin? Derseniz…
Bütün kitaplarını okumuş. Mükemmel bir yazar olduğunu düşünüyor, ama aşağılık duygusunu aşamamış ona göre!
Fotoğrafta İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu tam dört kez geliyorum diye haber salıp ancak beşincisinde gidebildiği baba ocağı Orhaneli’de. Kürsünün yanındaki açık renk takım elbiseli genç adam ise bugünün AKP milletvekili Faruk Anbarcıoğlu.
PORTRELER
Turhan Tayan diye sorun Mehmet Gazioğlu’na…
Anlatsın size: “Liseden arkadaşımdır. Çok zekidir. Üniversiteyi benden 7 yıl sonra bitirmiştir. Siyasette çok başarılıdır! Bizi her zaman takip etmiştir! Özenmiştir! Çok kabiliyetlidir! Sıfırdan, Bursa’nın en zengin adamlarından biri olmuştur! 87’de seçilemediği zaman çok üzülmüş, yardım etmişimdir! Yerin dibinden, gün ışığına çıkarmışımdır!...
Dahası var…
Amma velakin, söyleşinin sonunda, söz şuraya geldi: “Yazmayın onları. Geçmiş zaman. Yalnız şunu söylerim: Çok sert, kırıcı siyaset yapmıştır!”
Peki ya Meral Akşener?
O da şöyle: “Siyasette olacağı kadar olamayanlar, olacağı kadar olanlar ve bir de olacağından fazla olanlar vardır. Kendisi üçüncü gruptandır!”
Eski Bursa Valisi’ne gelince…
İddia edermiş, “Ben senden yakışıklıyım” diye…
“Bir hanım gözüyle bakıp, siz söyleyin… Hangimiz daha yakışıklıyız?” diyor Mehmet Gazioğlu…
Kaçıyorum bucak buca: No comment!
AŞAĞIDAN
“Siyasete 10 yaşında başladım. Babam DP ilçe başkanı idi. Seçim yapılırdı. Daha oylar toplanırken, koşar torbaları taşırdım…”
İyi de nedir bu önlenemeyen yükselişin sırrı?”
“Kaderci bir insanım. Alınyazısına inanırım. Karemi iyiymiş. Bir de Allah vergisi bir aklım var. Hayatta dengeleri kuran her zaman muvaffak olur. Ben dengeleri her zaman iyi kurdum. Kuramadıağım bir iki sefer oldu. Onda da kaybettim. İnsanları severim sayarım. Bakanken önüme valiler kararnamesi geldi. Mesut Bey’i aradım taradım, İbrahim Yazıcı’nın Bodrum’daki otelinde buldum. “Rize valisi için görüşlerinizi almam lazım” dedim. Adam şaşırdı. Kendi ekibimden bile böyle şey görmedim demiş etrafına. Ben onu niye yaptım? Hesap için değil. Gerektiği için. Meclis başkanlığı için adım geçtiğinde Baykal da, Yılmaz da herkes bana geldi, destekliyoruz dedi. Her zaman sevildim ve sayıldım.”
Bir de Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda bir öğleden sonra aldığı parti genel başkanlık teklifi var: “Büyük bir güvendi. Çok gururlandım. Kabul edemedim. Çünkü, siyaset yaptığım partinin çizgisine tersti bir defa. Ama sonra, açık söyleyeyim bir iki sene kadar sağda solda başkanlığı elimin tersiyle ittim diye dolaştım…”
Orhaneli İlköğretim Okulu’nun 13 numaralı öğrencisi, çok mülayim olduğu için, her zaman sınıf mümessili seçilen ve ilk ve orta öğrenimdeki arkadaşlarını sınıf numaralarını ve isimleriyle tek tek hala hatırlayan, /Bana saydı isimleri ve numaraları mesela, inanılır gibi değil gerçekten/ Meclis Başkanlığı, Tansu Hanım “İsmet Abi’ye söz verdiği için direkten dönen ama Başkanvekili olarak Çankaya’ya bibr defalığına da olsa çıkıp oturmuş olan Mehmet Gazioğlu’nu memleketi Orhaneli’nde ustası olduğu oyunlardan birinde en iyi partneriyle görüyorsunuz.
Oyunun adı: Aşağıdan!
GENÇLİK, PARA, KADINLAR VS…
20’li yaşlar. Hukuk Fakültesi öğrencisi Mehmet Gazioğlu, Osman Arıkan ile birlikte.
Gazioğlu, avukat olduktan sonra dünyana parasını kazanacak. 1972’de, yine 72 model bir Ford arabayla gezecek Bursa’da ve tek olduğu için parmakla gösterilecek. Sonra siyaset faslı başlayacak. Siyasette merdivenleri en tepeye kadar tı4rmanırken paralar suyunu çekecek. En sonunda devletin kendisine tahsis ettiği makam aracını saymazsak, 93 model bir BMW, emekli maaşı ve birkaç mülkün kirasıyla yetinmek zorunda kalacak.
Osman Arıkan öyle mi ya?
CHP’li Arıkan, okursa bu yazıyı alınmasın mümkünse, Gazioğlu’nun kendisinin şahsında dönemin solcularına yönelik bir dokundurması var: “Solcular böyledir. Kapitalizme karşı gelirler. Beğenmezler. Sonra en iyi paraları onlar kazanır, en büyük kapitalist onlar olur.”
Bu noktada dayanamayıp bir tespit de bendeniz yapmak isterim ek olarak: Yalnızca paraları değil gördüğüm kadarıyla ağızları çok iyi laf yaptığı için güzel kızları da onlar kapıyorlar.
Ama güzel kızlar deyince…
Bir başka ek: Siyasetle her ne kadar ilgisi olmasa da şu meşhur çapkınlık meselesini de sordum tabii Gazioğlu’na. Yalan dedi. Hırsız, namussuz, şerefsiz diyememişler, hovarda diye küçümsemeye kalkmışlar.
Küçümsenmek mi? Başka bir memlekette mi yaşıyoruz? Türk erkekleri için adına ister hovarda deyin, ister çapkın benim bildiğim olsa olsa bu iş gurur vesilesi olur…
Öyle değilmiş. Yıpratma aracı olarak kullanmak istemişler. Hatta iş öyle boyutlara varmış ki, bir gün çok güzel bir kadındır dediği /ki, fotoğ8raflarını gördüm gerçekten öyle/ eşini karşısına alıp teselli etmiş: “Kocan önemli biri. Çok konuşuluyor. Pasif, pısırık kimsenin dikkate almadığı biri olsa daha mı hoşuna giderdi?”
Bir de itiraf: İlk flörtü 35 yaşında iken olmuş.

 



Yazar : Yüksel BAYSAL Tarih : 07/2005

   

En Son Yazılar
“İNEGÖL’Ü MOBİLYA MARKALARININ ŞEHRİ YAPACAĞIZ” 06/2007
CUMHURİYETİN KAZANIMLARININ KAYBEDİLMESİNDEN KAYGILIYIM” 04/2007
OBJEKTİFLERİN ARASINDAN BURSA 04/2007
PLATO KADERİNE TERK EDİLDİ 04/2007
“KRAMPONLA YALIN AYAĞIN YARIŞTIĞI NERDE GÖRÜLMÜŞTÜR?” 04/2007
BURSA’DA BİR YILDA ON MİLYONU AŞKIN HASTA 02/2007
CARGİLL SORUN OLMAYA DEVAM EDİYOR 02/2007
27 MAYIS İHTİLALİ VE BİR TARİHİ ÇINAR: RECEP KIRIM 06/2006
OSMANGAZİ BELEDİYE BAŞKANI RECEP ALTEPE 06/2006
CARGİLL BURSA’YA İHANETTİR!... 06/2006
TURHAN TAYAN’DAN AKP’YE ELEŞTİRİ OKLARI 03/2006
ŞAİR NAZIM HİKMET GEÇTİ 03/2006
MEHMET ALİ İNAN OKUMAYI IŞIKLI BİR YOLDA YÜRÜMEYE BENZETİYOR 03/2006
DOKUMACI NAZIM HİKMET 03/2006
BURSA’NIN SOYADI SU, RENGİ YEŞİL BEYAZ 03/2006
“POLİTİKADA EN UYUMLU OLAN EN TEPEYE TIRMANIR!” 03/2006
RAİF KAPLANOĞLU, YILLARDIR KAYBOLAN ZAMANIN PEŞİNDE… 01/2006
Niyazi Menteş’i kaybettik. 01/2006
70’Lİ YILLARDAN 2000’LERE BİR SİYASET YOLCUSU… 01/2006
“ÜZÜM İDİLER ŞARAP OLDULAR” 01/2006
“HEY BURSALI BURSALI BELİ İPEK KORSALI” 01/2006
BALKANLAR VE GÖÇ 01/2006
HAYATİ KORKMAZ’IN NEVİ ŞAHSINA ÖZEL SİYASET YOLCULUĞU 11/2005
HAKAN KÖKSAL “YAZDIĞI YERDEN PARA KAZANIYOR!” 11/2005
“BAT-ÇIK’LARA TAKILDIK KALDIK” 11/2005
DEĞERLİ AĞABEYİM 11/2005
BURSA’NIN BANGLADEŞLİLERİ 11/2005
ŞEFFAF MUTFAK DÖNEMİN BAŞLADI TEMİZLİĞİN YENİ ADI: 11/2005
GÜMÜŞHANE 09/2005
SULAR ŞEHRİ BURSA 09/2005
PROF. MUSTAFA DURAK 09/2005
KARA’NIN VERDİĞİ BEYAZ DERS 09/2005
HÜZÜNLER KENTİ 09/2005
NİLÜFER DERESİ, GÖKSU GİBİ OLACAK 09/2005
BENER ÖZCAN İKİNCİ HAYATINI BİR GEZGİN OLARAK YAŞIYOR 09/2005
BURSA KÜLTÜR YOLU CANLANDIRMA PROJESİ 07/2005
DOĞUNUN VE BATININ BİLGELERİ 07/2005
OKUR YAZAR BİR YOLCU 07/2005
HATIRLA SEVGİLİ AK PARTİ 06/2007
CELAL BAYAR VE BURSA 06/2007
MİLLİYETÇİLİK KİMİN İDEOLOJİSİDİR? 04/2007
TABULAR RAFA, DEMOKRASİ MEYDANA 04/2007
CUMHURBAŞKANI KİM OLMALI? 04/2007
BURSA’DA BİR YILDA ON MİLYONU AŞKIN HASTA 02/2007
YASALAR MI DEĞİŞMELİ KAFALAR MI? 02/2007
FARUK ÇELİK RÖPORTAJI 02/2007
RECEP ALTEPE RÖPORTAJI 06/2006
LAİKLİK ÇATIŞMA ARACI OLDU 06/2006
BURSA’DAN NAZIM GEÇTİ Mİ? 03/2006
GELECEĞİMİZİN TEMİNATI ÇOCUKLAR 03/2006
SEVİLEN VE BUDANAN ADAM TURHAN TAYAN 01/2006
BURSA’DA DOĞALGAZ REZALETİ 01/2006
ANKARA’YA YOLU DÜŞENLERE ÇAĞRI 11/2005
BURSA’DA İPEK, HEREKE’DE HALI 01/2006
UNUTULAN BURSA’DAN İZLENİMLER 11/2005
MEDENİYET PROJESİ AVRUPA BİRLİĞİ 11/2005
KARADENİZ’İN ÖZ EVLADI 09/2005
MEYDANSIZ ŞEHİR, HEYKELSİZ MEYDAN OLMAZ 09/2005
İSLAMCILAR SAHİDEN DEĞİŞTİ Mİ? 09/2005
KİMLERİN EİNSTEİN’I VAR? 07/2005
TAHTAKALE’YE GÜZELLEME 07/2005
“ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA!” 07/2005
MİNİKLERİN GÖZÜNDE DÜNYA 07/2005
DÖNEMİN İÇİŞLERİ BAKANI MEHMET GAZİOĞLU SİVAS’I UNUTAMIYOR: 07/2005
KENT MEYDANINA KAVUŞUYOR… 07/2005
İLK KURTARILACAK, DOĞAL ALANLAR 07/2005
DEMOKRAT BAKIŞ’A İNCE BİR BAKIŞ 07/2005
FUAT SAKA RÖPORTAJI 07/2005
ERDEM SAKER 07/2005
ONLAR BİZİ İSTİYORDU! 06/2005
AYDINLANMA VE DİN 06/2005
1.LEYLEK ŞENLİĞİ KUTLANDI! 06/2005
TAŞIN IZDIRABI 06/2005
MUSTAFA KARA 06/2005
MUTFAKTAN MİTİNGE… 06/2005
KİM BU DEDE? 06/2005
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI HİKMET ŞAHİN : 06/2005
DOĞUNUN VE BATININ BİLGELERİ 06/2005
“BU MEMLEKET BİZİM… BİZİM DOSTLAR BİZİM” 06/2005
BKSTV GENEL SEKRETERİ AKİF KOÇYİĞİT: 06/2005
44. BURSA FESTİVALİ 06/2005
ŞEHRİN İÇİNDEN İMPARATORLUK GEÇTİ 05/2005
METAL FIRTINA’DA YANITLANMAYAN SORULAR? 05/2005
KEMAL EKİNCİ 05/2005
KARŞINIZDA BURSA ODA ORKESTRASI! 05/2005
İÇ BAHARINIZ DAİM OLSUN 05/2005
BURSA’DA YAŞAYAN BİR İLİŞKİ AVCISI : HAKAN AKDOĞAN 05/2005
10 DAKİKA ARA!!! 05/2005
Mehmet Gedik Röportajı 06/2005
Ertuğrul YALÇINBAYIR Röportajı 05/29/2012
YERYÜZÜNÜN LANETLENMİŞ HALKI YAHUDİLER 05/29/2012
DEMOKRAT DEVLET 05/29/2012