MİLLİYETÇİLİK KİMİN İDEOLOJİSİDİR?

MİLLİYETÇİLİK KİMİN İDEOLOJİSİDİR?
Hümanizmin, Batı düşüncesinin doruklarından biridir. O felsefeye göre, insan sadece insan olduğu için değerlidir.
Aydınlanma çağının düşünürleri, antik Yunan düşünce adamlarından etkilenerek, insanın doğuştan gelen haklarına vurgu yaptılar.
Toplum sözleşmesinin insanın bu hakları üzerine bağıtlanması gerektiğinin altını çizdiler.
Ancak, yine aynı Batı felsefesi “insan insanın kurdudur” diyerek, insanaoğlunun birbirine nasıl düşman olabileceğini de ortaya koydu.
Milliyetçi düşüncelerin Avrupa’ya yayılma kıvılcımlarının Fransız Devrimi ile atıldığı herkesin genel kabulüdür.
Küçük feodal adacıklardan oluşan derebeylik sistemi yerine, yeni gelişen kentsoylu sınıf yani burjuvazi, homojen bir Pazar yaratma isteğini gerçekleştirmek istiyordu.
Ürettiği malın sadece bir bölgede kalması işine gelmiyordu. Yayılmak, ortak bir tarih, kültür ve dil bibrliğini gerektiriyordu.
Kilisenin dinsel egemenliğine karşı savaş açan yeni palazlanan bu sınıfın, kendi özel ideolojisini yeniden yapılandırması zorunluydu.
Bir yandan Avrupa’nın Hıristiyanlıktın önceki hümanist, aynı zamanda doğrudan demokrasinin uygulandığı geçmişe yönelirken, öte yandan devrimci milliyetçilik ateşi ile imparatorluklar darmadağın edildi.
Napolyon’un kılıcı bütün Avrupa’daki çok uluslu devletlerin giyotini haline geldi.
İşte onların sonuncularından biri Osmanlı Devletiydi.
Sanayi devrimini ıskalayan Osmanlılar, zenginleşmiş yeni bir sınıf üretemedi, yaratamadı.
Duvarları yıkacak böyle bir devrimci sınıf ortaya çıkmayınca, milliyetçilik düşüncesi de ülkemize çok geç geldi.
Egemenlik altına aldığımız ama hiçbir zaman asimile etmediğimiz uluslar, Fransız Devrimi sonrası birer birer başkaldırarak bağımsızlıklarını ilan etti.
Kötü kader, milliyetçiliği sırtımıza hançer saplayanlardan tanıdık.
Tam da milliyetçiliği öğrenme aşamasında, üzerimize yağmur gibi gelmeye başladılar. Milyonlarca kilometrekare Osmanlı toprağı, birkaç on yıl içinde küçülerek, Anadolu sınırlarına dayandı.
Dahası, Balkanlardan, Kafkasya’dan zulme uğrayan Müslümanlar, Türkler, son sığınma mekanı Anadolu’ya akın etmeye başladılar.
Bu konuda Mümtazer Türköne’nin saptamaları çarpıcı…
“Hüzünlü, acılı bir tarihimiz var. Korkularımızı, endişelerimizi, zaman zaman paranoyaya varan saplantılarımızı bu tarih biçimlendirdi. Bilinen rakamlar fikir vermeye yeterli : Yunan ayaklanmasında 400.000 Müslüman katledildi.
Balkan muhaceretinde 4-5 milyon Osmanlı Müslümanı, Balkan çeteleri marifetiyle soykırıma tabi tutuldu… 1. Cihan Harbi’nde insan kaybı öyle bir noktaya vardı ki, Harbiye Nezareti, savaş bütün hızıyla sürerken askerleri memleket iznine gönderiyordu. Nüfusun tükenmekte olduğu korkusu ile, savaşan askerler memleketlerine nüfusu çoğaltmak üzere gönderilmekteydi.”
Bundan sonraki süreç daha iyi biliniyor. Türklerin, Müslümanların son sığınma mekanı Anadolu, emperyalistler tarafından alınmak istendi.
Anadolu halkı buna karşı topyekün bir direniş gösterdi.
O hareketin adı “Milli Mücadele” idi.
Ve onun lideri Mustafa Kemal, ortaya koyduğu kurucu ilkelerden birini yani 6 Ok’un birini milliyetçiliğe ayırdı.
Atatürk’ün ortaya koyduğu milliyetçilik anlayışı, daha sonra Nihal Atsız, Türkeş ve arkadaşlarının doktrin haline getirdiği milliyetçilikten farklıydı.
Ahmet Özcan çok yerinde bir saptamayla, milliyetçilik konusunda ana damarı şöyle nitelendiriyor :
“Bizde milliyetçilik, eninde sonunda bir güvenlik refleksidir ve yabancı tasallutuna direnişten beslenir. Irk ya da tek tip ulusa dayalı milliyetçilikler ise sadece retorikten ibarettir. Toplumsal mayamız, bu retoriği içselleştirmeye müsait değildir. Çünkü biz kendimizi tarihte var etmek için çabalayan geç kalmış kabileler değiliz. Öteki ile yeni tanışıp kendimizi korumaya alarak egemen olmaya çalışmaya da ihtiyacımız yok.”
Milliyetçilik düşüncesi, kuşkusuz içinde yaşanılan ulusun sevilmesi esasına dayanır. Doğaldır ki insan, doğduğu, birlikte yaşadığı insanları sever. Ama bunun bir ideoloji haline dönüştürülmesi farklıdır.
İşte, MHP’nin milliyetçiliği, varolanın ideoloji haline getirilmesi şeklini aldı.
Tabii bu en masum yanıydı yine de.
MHP’nin milliyetçiliğindeki eleştirilecek esas unsur, uygulamaya yönelik olandı.
Ne yazık ki ülkücüler, sosyalistlerin karşısına “sokağı savunan” insanlar olarak çıkarıldılar. ABD destekli kontrgerilla örgütü ve onun siyasal uzantıları, bölgedeki komünizm tehdidine karşı MHP’yi ve ülkücüleri destekledi.
Biraz acımasız olacak ama denilebilir ki, MHP’nin milliyetçiliği, ABD’nin kucağında filizlendi. Tabii buna milliyetçilik denilebilirse!
İtiraz seslerini duyuyorum ama nafile…
Bu hareketlerin lideri Türkeş’in ABD’de özel harp eğitimi alması, neyin işareti olarak kabul edilebilir?
Daha sonraki ilişkiler, saymakla bitmez.
Türkeş’in 27 Mayıs öncesi ve sonrasında ABD’li CIA ajanı amiralle ilişkileri, Uğur Mumcu’nun ortaya koydu Ruzi Nazar’la Almanya üzerinden yapılan alışverişler, Türk dünyasına nüfuz etmek üzere kurulan yakın (!) ilişkiler…
İşte bu milliyetçiler ABD’yle olan bu ilişkilerini gözlerden kaçırarak, bazılarına “satılmışlar, komünistler Moskova’ya” diye bağırıyorlardı. ABD’nin ve onun sömürü-yağma düzenini sürdürmek isteyenlmerin paramiliter örgütü gibi davranıyordu milliyetçiler.
Şimdi yeni bir dönemdeyiz ama geçmiş önümüzde duruyor.
Milliyetçiliğe karşı duran en diri güç ABD. aslında geçmişte de ulusal kurtuluş mücadelelerinin en büyük düşmanı bu ülkeydi.
Ancak bugün yeni bir konseptle karşımıza çıkıyor.
Amerikan Dış Politika Araştırmaları Enstitüsü Başkanı R. Strausz Hupe bakın neler söylüyor :
“Milliyetçilik bu yüzyılın en güçlü gerici kuvvetidir… Mal ve hizmetlerin serbest dolaşımını engeller, ekonomik ve kültürel gelişimi durdurur. Amerikan halkının misyonu, milli devletleri tarihe gömmek, onların kalan halklarını, daha küçük birimlerde birleştirmek ve elindeki güçle düzenin muhtemel sabotörlerini (…) caydırmaktır.” (Yazan Erol Bilbilik, aktaran Ali Tayyar Önder, Türkiye’nin Etnik Yapısı, sayfa 335) Dünyanın her yerinde küçük devletler, bir tür site devletleri kurmayı hedefleyen ABD, böl ve yönet taktiğini açıkça ifade ediyor.
Dünyaya yeni bir şekil vermeye çalışırken, önünde engel olarak gördüğü ulus devletleri yıkmak istiyor. Ahmet Özcan, aynı yazıda ne güzel anlatmış :
“Soğuk savaş sonrası küresel burjuvazi ve onun politik cephesi olarak ABD-İngiltere, yeni bir programı devreye soktu. Ulus devletlerin çağı geçmişti ve şimdi küresel bir düzen kurulacaktı. Uluslar daha küçük ünitelere bölünerek merkeze bağımlı ve birbirine de düşman entiteler haline gelmeli, toplumsallık yerine bireysel aidiyetler öne çıkarılmalıydı. Bu süreç, küreselleşme ile birlikte mikro milliyetçiliklerin teşvik edilişini, eşzamanlı olarak da ulus devlet ve konvansiyonel milliyetçiliklerin ise tasfiye edilişini gündeme getirdi. Bu programı kendi varlığına tehdit addeden uluslar ve ulusçuluklar doğal olarak direnişe geçti. İşte bugün yükseldiği iddia edilen milliyetçilik vakası, bu naif direniş ve itirazları ifade eder. Ancak buna dahi tahammülü olmayan küreselci milliyetçiler tarafından bu ulusal tepkilerin pejoratif bir edayla abartılması aslında tasfiye edilişine dönük bir mühendislik çabası gibi görünmektedir. Bu sosyal mühendislik, 1960 ve 70’li yıllarda “komünizm geliyor”, 1980 ve 1990’lı yıllarda “İslamcılık yükseliyor” bahanesiyle uygulanmış ve abartılı tehdit imajlarıyla yüklü sis bombaları eşliğinde bu akımlardan yeni dünya düzenine terbiye olmuşlardan kadro devşirilmiş, geri kalanı tasfiye edilmiştir.”
Aslında çok ABD’liler çok açık konuşuyorlar.
Daha geçenlerde ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Dan Fried, meslektaşımız Yasemin Çongar’a, “Milliyetçilik küçük halkların ürünüdür. Kendine güvenen halkların değil. Bence Türkler yüce bir halktır. Yüce bir halkın 301 gibi yasa maddelerine ihtiyacı olmaz… Milliyetçilik Türkiye’nin tekelinde değil. Bütün ülkeler bu hastalığa yakalanmıştır. Mesele, Türkiye’de milliyetçiliğin olup olmaması değil, iyi liderlerin bu konuda ne yapacağıdır… Bunu yapabilmek ahlaki liderlik gerektiriyor. Ben, İstanbul’daki cenazede “Hepimiz Hrant Dink’iz, Hepimiz Ermeni’yiz” diyenlere bakınca, bu ahlaki liderliğin Türkiye’de mevcut olduğunu görüyorum.” Demiş.
ABD’liler böyle düşününce, ben tabii şüpheleniyorum. Dahası tersini düşünmek istiyorum.
Şimdi bu görüşlerin ışığında bakıldığında, ulusal duruş iki önemli noktayı içeriyor.
Birincisi, dışarıda emperyalizme karşı dik duruşu, içerde ise ırkçı milliyetçiliğe karşı, gerçek yurtseverliği…
Yazımızı bir anekdotla bitirelim…
İskender,felsefenin duayeni Aristo’ya bir mektup yazar.
“Zaptettiğim topraklardaki insanları tahakkümüm altında tutabilmek için neler yapmalıyım” diye görüş ister.
1- Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim?
2- Ülkenin ileri gelen insanlarını hapse mi atayım?
3- Ülkenin ileri gelen insanlarını kılıçtan mı geçireyim?
Aristo’nun cevabı :
1- Sürgünde toplanıp sana karşı başkaldırırlar
2- Hapishaneler militan yuvası olur, kontrolden çıkar
3- Onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla büyük, tahtını sallar.
Çözüm olarak şu nasihati verir :
“İnsanların arasına nifak tohumları ek, birbirleriyle savaşınca hakem olarak kendini kabul ettir ama anlaşmaya giden bütün yolları tıka.”
Bugün büyük güçlerin ülkemize yaptığı gibi…
 



Yazar : Yüksel BAYSAL Tarih : 04/2007

   

En Son Yazılar
“İNEGÖL’Ü MOBİLYA MARKALARININ ŞEHRİ YAPACAĞIZ” 06/2007
CUMHURİYETİN KAZANIMLARININ KAYBEDİLMESİNDEN KAYGILIYIM” 04/2007
OBJEKTİFLERİN ARASINDAN BURSA 04/2007
PLATO KADERİNE TERK EDİLDİ 04/2007
“KRAMPONLA YALIN AYAĞIN YARIŞTIĞI NERDE GÖRÜLMÜŞTÜR?” 04/2007
BURSA’DA BİR YILDA ON MİLYONU AŞKIN HASTA 02/2007
CARGİLL SORUN OLMAYA DEVAM EDİYOR 02/2007
27 MAYIS İHTİLALİ VE BİR TARİHİ ÇINAR: RECEP KIRIM 06/2006
OSMANGAZİ BELEDİYE BAŞKANI RECEP ALTEPE 06/2006
CARGİLL BURSA’YA İHANETTİR!... 06/2006
TURHAN TAYAN’DAN AKP’YE ELEŞTİRİ OKLARI 03/2006
ŞAİR NAZIM HİKMET GEÇTİ 03/2006
MEHMET ALİ İNAN OKUMAYI IŞIKLI BİR YOLDA YÜRÜMEYE BENZETİYOR 03/2006
DOKUMACI NAZIM HİKMET 03/2006
BURSA’NIN SOYADI SU, RENGİ YEŞİL BEYAZ 03/2006
“POLİTİKADA EN UYUMLU OLAN EN TEPEYE TIRMANIR!” 03/2006
RAİF KAPLANOĞLU, YILLARDIR KAYBOLAN ZAMANIN PEŞİNDE… 01/2006
Niyazi Menteş’i kaybettik. 01/2006
70’Lİ YILLARDAN 2000’LERE BİR SİYASET YOLCUSU… 01/2006
“ÜZÜM İDİLER ŞARAP OLDULAR” 01/2006
“HEY BURSALI BURSALI BELİ İPEK KORSALI” 01/2006
BALKANLAR VE GÖÇ 01/2006
HAYATİ KORKMAZ’IN NEVİ ŞAHSINA ÖZEL SİYASET YOLCULUĞU 11/2005
HAKAN KÖKSAL “YAZDIĞI YERDEN PARA KAZANIYOR!” 11/2005
“BAT-ÇIK’LARA TAKILDIK KALDIK” 11/2005
DEĞERLİ AĞABEYİM 11/2005
BURSA’NIN BANGLADEŞLİLERİ 11/2005
ŞEFFAF MUTFAK DÖNEMİN BAŞLADI TEMİZLİĞİN YENİ ADI: 11/2005
GÜMÜŞHANE 09/2005
SULAR ŞEHRİ BURSA 09/2005
PROF. MUSTAFA DURAK 09/2005
KARA’NIN VERDİĞİ BEYAZ DERS 09/2005
HÜZÜNLER KENTİ 09/2005
NİLÜFER DERESİ, GÖKSU GİBİ OLACAK 09/2005
BENER ÖZCAN İKİNCİ HAYATINI BİR GEZGİN OLARAK YAŞIYOR 09/2005
BURSA KÜLTÜR YOLU CANLANDIRMA PROJESİ 07/2005
DOĞUNUN VE BATININ BİLGELERİ 07/2005
OKUR YAZAR BİR YOLCU 07/2005
HATIRLA SEVGİLİ AK PARTİ 06/2007
CELAL BAYAR VE BURSA 06/2007
MİLLİYETÇİLİK KİMİN İDEOLOJİSİDİR? 04/2007
TABULAR RAFA, DEMOKRASİ MEYDANA 04/2007
CUMHURBAŞKANI KİM OLMALI? 04/2007
BURSA’DA BİR YILDA ON MİLYONU AŞKIN HASTA 02/2007
YASALAR MI DEĞİŞMELİ KAFALAR MI? 02/2007
FARUK ÇELİK RÖPORTAJI 02/2007
RECEP ALTEPE RÖPORTAJI 06/2006
LAİKLİK ÇATIŞMA ARACI OLDU 06/2006
BURSA’DAN NAZIM GEÇTİ Mİ? 03/2006
GELECEĞİMİZİN TEMİNATI ÇOCUKLAR 03/2006
SEVİLEN VE BUDANAN ADAM TURHAN TAYAN 01/2006
BURSA’DA DOĞALGAZ REZALETİ 01/2006
ANKARA’YA YOLU DÜŞENLERE ÇAĞRI 11/2005
BURSA’DA İPEK, HEREKE’DE HALI 01/2006
UNUTULAN BURSA’DAN İZLENİMLER 11/2005
MEDENİYET PROJESİ AVRUPA BİRLİĞİ 11/2005
KARADENİZ’İN ÖZ EVLADI 09/2005
MEYDANSIZ ŞEHİR, HEYKELSİZ MEYDAN OLMAZ 09/2005
İSLAMCILAR SAHİDEN DEĞİŞTİ Mİ? 09/2005
KİMLERİN EİNSTEİN’I VAR? 07/2005
TAHTAKALE’YE GÜZELLEME 07/2005
“ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA!” 07/2005
MİNİKLERİN GÖZÜNDE DÜNYA 07/2005
DÖNEMİN İÇİŞLERİ BAKANI MEHMET GAZİOĞLU SİVAS’I UNUTAMIYOR: 07/2005
KENT MEYDANINA KAVUŞUYOR… 07/2005
İLK KURTARILACAK, DOĞAL ALANLAR 07/2005
DEMOKRAT BAKIŞ’A İNCE BİR BAKIŞ 07/2005
FUAT SAKA RÖPORTAJI 07/2005
ERDEM SAKER 07/2005
ONLAR BİZİ İSTİYORDU! 06/2005
AYDINLANMA VE DİN 06/2005
1.LEYLEK ŞENLİĞİ KUTLANDI! 06/2005
TAŞIN IZDIRABI 06/2005
MUSTAFA KARA 06/2005
MUTFAKTAN MİTİNGE… 06/2005
KİM BU DEDE? 06/2005
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI HİKMET ŞAHİN : 06/2005
DOĞUNUN VE BATININ BİLGELERİ 06/2005
“BU MEMLEKET BİZİM… BİZİM DOSTLAR BİZİM” 06/2005
BKSTV GENEL SEKRETERİ AKİF KOÇYİĞİT: 06/2005
44. BURSA FESTİVALİ 06/2005
ŞEHRİN İÇİNDEN İMPARATORLUK GEÇTİ 05/2005
METAL FIRTINA’DA YANITLANMAYAN SORULAR? 05/2005
KEMAL EKİNCİ 05/2005
KARŞINIZDA BURSA ODA ORKESTRASI! 05/2005
İÇ BAHARINIZ DAİM OLSUN 05/2005
BURSA’DA YAŞAYAN BİR İLİŞKİ AVCISI : HAKAN AKDOĞAN 05/2005
10 DAKİKA ARA!!! 05/2005
Mehmet Gedik Röportajı 06/2005
Ertuğrul YALÇINBAYIR Röportajı 05/29/2012
YERYÜZÜNÜN LANETLENMİŞ HALKI YAHUDİLER 05/29/2012
DEMOKRAT DEVLET 05/29/2012