CELAL BAYAR VE BURSA

CELAL BAYAR VE BURSA
Mayıs ayı, Türkiye Cumhuriyeti’nin Üçüncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar açısından önemli bir ay…
16 Mayıs tarihinde Gemlik/Umurbey’de doğan Celal Bayar, 27 Mayıs tarihinde yapılan askeri bir darbe ile cumhurbaşkanlığından indirildi. Dergimizin bu sayısında, kapak konusunu Bursa’nın yetiştirdiği bu değerli devlet adamına ayırdık.

Celal Bayar’ın babası hem müftü hem öğretmendi. Dolayısıyla dini bilgiler ile Arapça ve Farsça’yı babasından öğrendi.
Bayar’ın babası Mustafa Şevket Bey ise Ali Suavi ile birlikte ihtilalci hareket içinde yer almış, özgürlükçü düşüncelere sahip biriydi. Mahmut Celal’in yetişme çağında, Gemlik’e gelerek, bir süre kalmıştı. Celal Bayar’ın düşüncelerini etkileyenlerin başında işte bu dayısı geliyor. İsmet Bozdağ, dayısı için “Mahmut Celal’in (Bayar) ihtilalci fikirlerinin ilk mimarı” der.
Celal Bayar, okulu bitirdikten sonra Gemlik Reji idaresinde bir süre çalışmış. İşte o sıralarda iktidardan kaçıp Gemlik’e sığınan ve burada bakkallık yapan, Nuri Bey ile tanışmıştı. Bu tanışma Bayar açısından bir dönüm noktası olmuştu. Dönemin önemli dergilerini ihtilalci Nuri Bey sayesinde görüp okumuş, ihtilalci fikirlerle tanışmıştı.
Fakat bir süre sonra Gemlik, Bayar’a dar gelmeye başlamıştı. Bayar, Bursa’ya taşınıp Tahtakele’de izbe bir odaya yerleşerek, bir yandan o dönemin meşhur okulu “Darultalim Harir” yani ipekçilik okuluna dışarıdan devam ediyor. Bir yandan da, yabancı okullara giderek, babasının öğretmen arkadaşından öğrendiği Fransızcasını geliştirmeye çalışıyor.
Bayar, önüne çıkan fırsatı değerlendirip, o sıralarda açılan Ziraat Bankası sınavını kazanıyor ve orda işe başlıyor. O yerli bankada bir süre çalıştıktan sonra, evlenmeden hemen önce “Deutsche Orientbank” a transfer oluyor. Celal Bayar’ın azınlıkların elinde bulunan bankacılık sektöründe görev alması, onmun gelecekteki konumu ve düşünceleri üzerinde etkili olacaktır.
İTTİHATÇI BAYAR
O dönemlerde Bursa, İstanbul’un sürgün yeri konumundaydı. Payitahtta gözden düşenlerin, Abdülhamit’in baskıcı rejiminden kaçanların ilk adresi Bursa’ydı. İttihatçılar, kentimizde örgütlüydü. Dönemin vilayet mektupçusu meşhur yazar Süleyman Nazif ile Maiyet Memuru Hazma, Ulucami karşısında bir berberde buluşup, ülke sorunlarını konuşuyorlar. Hazma Bey, Celal Bayar’a İttihat  ve Terakki’ye girme teklifinde bulunuyor. Balkanlar’da sürekli bozguna uğrayan Osmanlı ordusunun durumu, o ülkelerde yaşanan trajediler ve Türkler’e yönelik katliamlar, Abdülhamit’in despotik rejimi Bayar’ı bu örgüte katılmaya itiyor.
Şehreküstü’nde iki katlı ahşap bir evde katılım seramonisi yapılıyor.
Bayrak örtülü masanın üzerinde Kuran ve silaha el koyarak yemin ediyor Celal Bayar. Artık “ölmek var, dönmek yok” tu.
Kısa süre içinde 1908 ihtilali oluyor, Abdülhamit tahttan iniyor, Bayar da İttihat ve Terakki’de öneli görevler üstlenmeye başlıyor.
İhtilal sonrası ittihatçıların önemli bölümü İstanbul’a taşındığı için Bursa’nın sorumlusu Bayar oluyor.
31 MART AYAKLANMASI VE BURSA
Celal Bayar’ın ilk ciddi siyasal sınavı, 31 Mart ayaklanmasına karşı, Bursa’daki duruşu oldu.
Bayar, “Ben de yazdım” adlı anılarının ikinci cildinin başında şu saptamada bulunuyor :
“Sabahleyin İstanbul’da başlayan herhangi bir hadise, akşamüstü Bursa’da halk arasında yayılırdı. 31 Mart vakası da aynen böyle olmuştu.”
31 Mart ayaklanması, bir sürgün kenti olan Bursa’da anında yankı buluyor. Yenişehir ve Orhaneli’de gerici kıpırdanmalar başlıyor.
İstanbul’daki isyanın ertesi günü (14 Nisan 1909) Bursa’da yeşil bayraklarla büyük bir yürüyüş yapılmış, Derviş Vahdeti’ye telgraf çekilerek, destek belirtilmişti. Celal Bayar’ın da aralarında bulunduğu bir grup aydın ise silahlı yürüyüş yaparak, isyanı destekleyenlere gözdağı veriyor.
Kısa süre sonra da, irticaya karşı gönüllü bir başvuru yapıldı ancak Mahmut Şevket Paşa, ellerinde yeterli kuvvet bulunduğunu belirterek, Bursa taburunun kaçanlar için Mudanya’da önlem almalarının yeterli olacağını söylüyor.
İKTİSATÇI BAYAR İZMİR’DE
Denilebilir ki, Türk iktisadi düşüncesinin gerçek kurucusu ve ilk uygulayıcısı Celal Bayar, daha yaşamının başlangıcında önemli projelere imza atıyor.
Bursa’dan İzmir’e teşkilatın “Bölge Sekreteri” olarak atanan Celal Bayar, orada azınlıkların elinde bulunan ticaretin Müslümanların eline geçmesi için çaba sarfediyor.
İsmet Bozdağ, Bayar’ın palamut üreticileri için Türkiye’nin ilk üretim kooperatifini İzmir’de kurduğunu belirtiyor.
ŞİMENDİFER OKULU
Daha sonra gericilikle suçlanacak olan Celal Bayar’ın ömrü, yobazlığa karşı mücadele ile geçiyor.
Osmanlı Devleti’nin ana ulaşım ağı olan demiryolları yabancılar tarafından döşeniyor. İşçiler bile azınlıkların içinden seçiliyordu. Demiryolu ağı tamamen azınlıkların denetimindeydi.
Bir savaş durumunda, Osmanlı Devleti’nin uğrayabileceği ihaneti öngören Bayar, İzmir’de bir “Şimendifer Okulu” açmayı planlıyor. Ancak, ilk itiraz Rum azınlık temsilcilerinden geliyor. Ardından hükümet temsilcileri de bu duruma karşı çıkıyor. En kötüsü de, din adamlarının bir kısmının bu işe karşı çıkması oluyor. İzmir Müftüsü “Gavur mektebine Müslümanlar gidemez” diye fetva verince, Celal Bayar, Aydın Müftüsünden fetva getirerek, okula öğrenci almaya başlıyor.
İşte, Bayar’ın kurduğu bu okul, daha sonra Kurtuluş Savaşında çok önemli işlevleri yerine getirecek, savaşın kazanılmasında kritik roller üstlenecekti.
BAYAR MECLİS’TE
Üçüncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ı yaşam öyküsü ayrıntılı bir şekilde çeşitli araştırmacılar tarafından kaleme alındı. Bizim amacımız, Celal Bayar ve Bursa’yı anlatmak olduğu için, bundan sonraki süreci kısaca özetleyerek geçmek istiyoruz.
Dünya Savaşı’ndan Osmanlı yenik çıkıyor. İttihat ve Terakki önderleri kaçıyor. Yalnız Bayar, İzmir’de kalarak, “Halka Doğru” dergisini çıkarıyor. Ardından İzmir’in işgal edilmesi girişimlerine karşın, “Müdafaa-i Hukuk-i Osmaniye” cemiyetini kurarak tavır alıyor.
Bayar’ın direniş ruhun uateşlemesine karşılık olarak, İstanbul Hükümeti tutuklama kararı veriyor. Buna karşılık, Bayar kılık değiştirerek, Ege bölgesi içlerine doğru yol alıyor. Kurtuluş Savaşı’nın Galip Hoca’sı kimliğini burada kazanıyor.
Ege’de işgale karşı direniş örgütleyen Bayar, 12 Ocak 1920’de toplanan son Osmanlı Meclisi’ne Saruhan milletvekili olarak katılıyor. Kürsüye çıkıp, konuşuyor. İşgalci güçler diğerleri gibi Bayar’ın da tutuklanmasını istiyor. Ancak o kaçıyor.
Burada anlatılan iki ayrı öykü var.
Birincisini, İsmet Bozdağ yazıyor. Bozdağ, Bayar’ın bazen yürüyerek, bazen at, bazen eşek sırtında 11 günde Adapazarı, Bilecik yolu ile Bursa’ya geldiğini anlatıyor.
Her yıl gelerek, evinde kaldığı eksi belediye bakanı Rıfat Somer ise, Bayar’ın İstanbul’dan tekne ile Mudanya’ya geldiğini kendisine anlattığını ifade ediyor.
Hatta şöyle bir ayrıntı var. Celal Bey, tam gemiye binecekken, işgal güçleri geliyor. Tekne sahipleri Bayar’ı eski kıyafetler giydirerek, kürekçi süsü veriyorlar.
BAYAR’IN KURTULUŞ MÜCADELESİNE KATKIS I
Celal Bayar, Bursa’ya varır varmaz, Mustafa Kemal Paşa’dan bir telgraf alıyor. İstanbul Hükümeti’nin desteklediği Anvazur, ulusalcı güçlere karşı isyan ederek, Bursa’ya yürüyor. Atatürk, Bayar’dan bu isyana karşı önlem almasını istiyor. Ordumuz Anvazur’u Mustafakemalpaşa (Kirmastı) önlerinde durduruyor.
Bu sırada kurtuluş savaşı açısından çok önemli bir gelişme oluyor. İstanbul Hükümeti, Şeyhulislam Dürrizade Abdullah’tan bir fetva alarak, kurtuluş mücadelesine katılanların “haydutlar” olduğunu, görüldükleri yerde öldürülmelerinin şeriat gereği olduğunu ilan ediyor.
Bunun üzerine Bayar, Bursa Müftüsü hoca ile görüşerek, karşı fetva alıyor.
İstanbul’un düşman işgali altında olduğu, bundan dolayı fetvanın geçersiz olduğu, düşmandan kurtulmak isteyen Müslümanların devlete karşı ayaklanmış sayılmayacağı, amacın padişah ve halifeyi kurtarmak olduğu söyleniyor. İsmet Bozdağ’ın belirttiği gibi İstanbul hükümetinin bu en önemli silahı ilk defa Bursa’daki fetva ile kırılmış oluyor.
Bayar’ın Bursa’daki son eylemi bu oluyor. Sonra Ankara’nın yolunu tutuyor. Bundan sonraki süreçte Bayar, yeni Cumhuriyetin en önemli simalarından biri haline geliyor.
Önce İktisat Vekili oldu. Sonra İş Bankası Kurucusu olarak görevlendirildi. Ardından tekrar İktisat Bakanı, daha sonra Başbakan…
CUMHURBAŞKANI BAYAR VE BURSA
1946 yılında DP’yi kuran Bayar, 1950 yılında İnönü’den Cumhurbaşkanlığı görevini devralıyor.
Uzun yıllar Bursa Valiliği yapan İhsan Sabri Çağlayangil, CHP döneminde vali olmasına karşın, tam istifa etmek üzereyken Celal Bayar’dan gelen teklifle Bursa valiliği görevine getiriliyor.
Bayar, Çağlayangil’den üç istekte bulunuyor :
“1- Bursa-Yalova yolunu mutlaka başlat ve bitir.
  2- Dağ yoluna da öncelik tanı ve en kısa zamanda onu da bitir.
  3- Keles halkı şövalye insanlardır. Yıllarca saraya hizmetkar yetiştirmişlerdir. Onlara iyi bakacaksın. Hoş tutacaksın. Yollarını kapacaksın.”
Celal Bayar’ın Bursa’ya olan ilgisine bakar mısınız?
Gerçi Bursa-Yalova yolu 30 yıl sonra bile bitmemişti ama en azından adım atılmıştı.
Çağlayangil, anı kitabının bir yerinde diyor ki, “önce dağ yoluna el attım.”
Sonra teleferikle ilgili çıkan soruna değiniyor. Bayar burada da Bursa’ya ilgisini gösteriyor ve Çağlayangil’e teleferiğin mutlaka yapılması emrini veriyor. Gerçi o da 1960’dan sonra gerçekleştiriliyor ama Bayar olmasa belki hiç yapılmayacak belki daha geç gelecekti.
Celal Bayar ve Bursa ilişkisinde son bir not…
İhsan Sabri Çağlayangil, anılarının bir yerinde, “Bayar’ın Türkiye’yi ziyaret eden büyükleri Bursa’ya göndermek adetiydi.” Der.
Bu da Bursa açısından bulunmaz bir reklamdı.
BAYAR’IN SİYASAL YAŞAMI SONA ERİYOR
1960’da askeri ihtilal ile devredilen Cumhurbaşkanı Bayar, ölüm cezasından son anda kuruluyor.
Bundan sonra aktif siyasal yaşama dönmeyen Bayar, o zamana kadar arada bir geldiği Bursa-Gemlik-Umurbey’e daha fazla önem vermeye başlıyor.
Hemen her yıl doğum, günlerinde “köyüm” dediği Umurbey’e gelen Bayar, mezarının da burada olmasını, babasından kalan zeytinliklerin içinde gömülmesini vasiyet ediyor.
Bursa’nın yetiştirdiği bu önemli devlet adamı, bir zamanlar kendine dar gelen Umurbey’den Gemlik Körfezi’ne bakmaya devam ediyor.


 



Yazar : Yüksel BAYSAL Tarih : 06/2007

   

En Son Yazılar
“İNEGÖL’Ü MOBİLYA MARKALARININ ŞEHRİ YAPACAĞIZ” 06/2007
CUMHURİYETİN KAZANIMLARININ KAYBEDİLMESİNDEN KAYGILIYIM” 04/2007
OBJEKTİFLERİN ARASINDAN BURSA 04/2007
PLATO KADERİNE TERK EDİLDİ 04/2007
“KRAMPONLA YALIN AYAĞIN YARIŞTIĞI NERDE GÖRÜLMÜŞTÜR?” 04/2007
BURSA’DA BİR YILDA ON MİLYONU AŞKIN HASTA 02/2007
CARGİLL SORUN OLMAYA DEVAM EDİYOR 02/2007
27 MAYIS İHTİLALİ VE BİR TARİHİ ÇINAR: RECEP KIRIM 06/2006
OSMANGAZİ BELEDİYE BAŞKANI RECEP ALTEPE 06/2006
CARGİLL BURSA’YA İHANETTİR!... 06/2006
TURHAN TAYAN’DAN AKP’YE ELEŞTİRİ OKLARI 03/2006
ŞAİR NAZIM HİKMET GEÇTİ 03/2006
MEHMET ALİ İNAN OKUMAYI IŞIKLI BİR YOLDA YÜRÜMEYE BENZETİYOR 03/2006
DOKUMACI NAZIM HİKMET 03/2006
BURSA’NIN SOYADI SU, RENGİ YEŞİL BEYAZ 03/2006
“POLİTİKADA EN UYUMLU OLAN EN TEPEYE TIRMANIR!” 03/2006
RAİF KAPLANOĞLU, YILLARDIR KAYBOLAN ZAMANIN PEŞİNDE… 01/2006
Niyazi Menteş’i kaybettik. 01/2006
70’Lİ YILLARDAN 2000’LERE BİR SİYASET YOLCUSU… 01/2006
“ÜZÜM İDİLER ŞARAP OLDULAR” 01/2006
“HEY BURSALI BURSALI BELİ İPEK KORSALI” 01/2006
BALKANLAR VE GÖÇ 01/2006
HAYATİ KORKMAZ’IN NEVİ ŞAHSINA ÖZEL SİYASET YOLCULUĞU 11/2005
HAKAN KÖKSAL “YAZDIĞI YERDEN PARA KAZANIYOR!” 11/2005
“BAT-ÇIK’LARA TAKILDIK KALDIK” 11/2005
DEĞERLİ AĞABEYİM 11/2005
BURSA’NIN BANGLADEŞLİLERİ 11/2005
ŞEFFAF MUTFAK DÖNEMİN BAŞLADI TEMİZLİĞİN YENİ ADI: 11/2005
GÜMÜŞHANE 09/2005
SULAR ŞEHRİ BURSA 09/2005
PROF. MUSTAFA DURAK 09/2005
KARA’NIN VERDİĞİ BEYAZ DERS 09/2005
HÜZÜNLER KENTİ 09/2005
NİLÜFER DERESİ, GÖKSU GİBİ OLACAK 09/2005
BENER ÖZCAN İKİNCİ HAYATINI BİR GEZGİN OLARAK YAŞIYOR 09/2005
BURSA KÜLTÜR YOLU CANLANDIRMA PROJESİ 07/2005
DOĞUNUN VE BATININ BİLGELERİ 07/2005
OKUR YAZAR BİR YOLCU 07/2005
HATIRLA SEVGİLİ AK PARTİ 06/2007
CELAL BAYAR VE BURSA 06/2007
MİLLİYETÇİLİK KİMİN İDEOLOJİSİDİR? 04/2007
TABULAR RAFA, DEMOKRASİ MEYDANA 04/2007
CUMHURBAŞKANI KİM OLMALI? 04/2007
BURSA’DA BİR YILDA ON MİLYONU AŞKIN HASTA 02/2007
YASALAR MI DEĞİŞMELİ KAFALAR MI? 02/2007
FARUK ÇELİK RÖPORTAJI 02/2007
RECEP ALTEPE RÖPORTAJI 06/2006
LAİKLİK ÇATIŞMA ARACI OLDU 06/2006
BURSA’DAN NAZIM GEÇTİ Mİ? 03/2006
GELECEĞİMİZİN TEMİNATI ÇOCUKLAR 03/2006
SEVİLEN VE BUDANAN ADAM TURHAN TAYAN 01/2006
BURSA’DA DOĞALGAZ REZALETİ 01/2006
ANKARA’YA YOLU DÜŞENLERE ÇAĞRI 11/2005
BURSA’DA İPEK, HEREKE’DE HALI 01/2006
UNUTULAN BURSA’DAN İZLENİMLER 11/2005
MEDENİYET PROJESİ AVRUPA BİRLİĞİ 11/2005
KARADENİZ’İN ÖZ EVLADI 09/2005
MEYDANSIZ ŞEHİR, HEYKELSİZ MEYDAN OLMAZ 09/2005
İSLAMCILAR SAHİDEN DEĞİŞTİ Mİ? 09/2005
KİMLERİN EİNSTEİN’I VAR? 07/2005
TAHTAKALE’YE GÜZELLEME 07/2005
“ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA!” 07/2005
MİNİKLERİN GÖZÜNDE DÜNYA 07/2005
DÖNEMİN İÇİŞLERİ BAKANI MEHMET GAZİOĞLU SİVAS’I UNUTAMIYOR: 07/2005
KENT MEYDANINA KAVUŞUYOR… 07/2005
İLK KURTARILACAK, DOĞAL ALANLAR 07/2005
DEMOKRAT BAKIŞ’A İNCE BİR BAKIŞ 07/2005
FUAT SAKA RÖPORTAJI 07/2005
ERDEM SAKER 07/2005
ONLAR BİZİ İSTİYORDU! 06/2005
AYDINLANMA VE DİN 06/2005
1.LEYLEK ŞENLİĞİ KUTLANDI! 06/2005
TAŞIN IZDIRABI 06/2005
MUSTAFA KARA 06/2005
MUTFAKTAN MİTİNGE… 06/2005
KİM BU DEDE? 06/2005
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI HİKMET ŞAHİN : 06/2005
DOĞUNUN VE BATININ BİLGELERİ 06/2005
“BU MEMLEKET BİZİM… BİZİM DOSTLAR BİZİM” 06/2005
BKSTV GENEL SEKRETERİ AKİF KOÇYİĞİT: 06/2005
44. BURSA FESTİVALİ 06/2005
ŞEHRİN İÇİNDEN İMPARATORLUK GEÇTİ 05/2005
METAL FIRTINA’DA YANITLANMAYAN SORULAR? 05/2005
KEMAL EKİNCİ 05/2005
KARŞINIZDA BURSA ODA ORKESTRASI! 05/2005
İÇ BAHARINIZ DAİM OLSUN 05/2005
BURSA’DA YAŞAYAN BİR İLİŞKİ AVCISI : HAKAN AKDOĞAN 05/2005
10 DAKİKA ARA!!! 05/2005
Mehmet Gedik Röportajı 06/2005
Ertuğrul YALÇINBAYIR Röportajı 05/29/2012
YERYÜZÜNÜN LANETLENMİŞ HALKI YAHUDİLER 05/29/2012
DEMOKRAT DEVLET 05/29/2012