SULAR ŞEHRİ BURSA

SULAR ŞEHRİ BURSA
Nasıl ki, Osmanlı’yı, Cumhuriyet dönemini anlatan tarihçilerin Bursa’ya değinmeden, bu kentten söz etmeden geçmeleri olanaklı değilse, Türk yazarlarının bir çoğu da bir biçimde Bursa’yı anlatmıştır.
Ya doğrudan doğruya veya arka planda içine yedirerek Bursa’dan etkilendiklerini belirtmişlerdir. Bu bölümde, Bursa’yla ilgili bir çalışmanın içine katılmamış bazı parçaları ya  olduğu gibi ya da aslından bir şey yitirmeden özetleyerek sunmak istedik. Amaç dergiler, ansiklopediler, kitaplar arasında sıkışmış olan Bursa’yı çıkarıp, göz önüne sermek.
“Velhasıl Bursa sudan ibarettir” diyen Evliya Çelebi’nin mübalağa ettiğini düşünenler olabilir. Halbuki Evliya Çelebi Bursa’ya dışarıdan gelip de onun suyla tezevvücünün sırrını en iyi anlayanlardan biridir. Gariptir, Bursa’yı –yani onun su üzerine kurulmuş düzenini- en iyi anlamış olanlar dışarıdan gelip de Bursa’yı sevmiş olanlardır. (burada tabii Lami Çelebi’yi istisna etmek gerekir)
Diğer şehirler için ne kadar geçerlidir bilmem ama Bursa her zaman garipler yurdu olmuş ve bu gariban taifesi Bursa’ya o kadar meftun olmuşlardır ki, adeta bakiye-i ömürlerini bu şehirde geçirip onun rutubetli toprağında firak ateşlerini dindirmek istemişlerdir.
Su Bursa’ya has bir şekilde “erkek ve dişi” diye tefrik edilmiştir. Efsaneye göre saı saçları kaplıca sularına tahavvül eden Sarı Kız işte bu dişi suların sembolik bir anlatımından ibarettir. “Erkek” sular ise ılık sulardır.
Kim bilir, Bizans İmparatoru Jüstinyen o zamana kadar sıcak olan kaplıca sularının hararetini ta dil için soğuk su getirtmekle efsanedeki Sarı Kız’a kaybettiği sevgilisini avdet ettirmek istemişti.
Bildiğimiz kadarıyla Bursa’yı Bursa yapan ve şehri su zevki ile tanıştıran kişi, Roma valisi olarak buraya tayin edilen ve çok sevdiği bu şehrin özellikle Pythia bölgesindeki kaplıcalarını ihya ve imar eden Genç Pilinius’tur. Onun zamanında Bursa tali bir şehir olmaktan çıkıp, İmparator ve İmparatoriçelerin (İmparatoriçe Teodora’nın dört bin kişilik maiyetiyle Çekirge’de aylar boyu sefa sürdüğü iyi bilinmektedir.) uğrak yeri olmuştur. Hamamları yapmak için İmparatordan izin ve para istediği iki mektup, onun latif ve zarif diline, suya ve Bursa’ya (Pruza) duyduğu ince sevgisine delalet etmektedir. “Şehrin revnak ve letafeti… böyle bir müessesenin vücut bulmasını zaruri kılar zannederim” diye biten birinci mektubu cidden çok etkileyicidir.
Bizanslılar devrinde kaplıcalar ihya edilmiş ve yeni hamamlar inşa edilmiştir. Bu devirde Çekirge kaplıca sularıyla o denli şöhret bulmuştur ki, Pythia adı bir ara Sotoropolis’e yani kurtarıcı şehre tahvil edilmiştir. Buraya gelen hastalar kendilerini Sarı Kız’ın saçlarına teslim edere, Arslan Ağzı’ndan sahi, Osmanlılar ağzından kaynar çelikli sular dökülen bu heykel başlarına niçin dokunmadılar? –akan şifalı suların altında derileri kızarıp bir güzel haşlayıncaya kadar çıkmazlarmış. Şarl teksiye eski bir kaynaktan naklen, “Bizans döneminde birçok kimseler ve başlıca İstanbul sekenesi burada hastalıklarını iyice tahfif edenler” dedikten sonra İmparator Jüstinyen’in bir saray ve hamam inşa ettirmek suretiyle “mevkiye cidden şahane bir nişane-i umran” bıraktığını zikreder.
Bursa’nın Osmanlılarca fethi de garip bir şekilde su ile alakalıdır. Kaleyi muzayaka etmek amacıyla Pınarbaşı deresinden şehre giden su kesilmiş sonunda kale komutanı Barsuk ya da Basak –bugün Heykel’in arkasındaki yokuşa Basak caddesi denilmesi de bu Türk asıllı Hıristiyan komutanın adını mı yaşatıyor dersiniz?- şehri teslim eder ve maiyetiyle beraber Gemlik’ten deniz yoluyla İstanbul’a gider.
… Nasıl yedi tepe ile denizin diğer şehirleri kıskançlıklarından çatlatacak derecede eşsiz kucaklaşması İstanbul’un tarih boyunca hiç yaşlanmayan bir sevgili gibi-artık yaşlanıyor mu ne?- her nesil tarafından ayrı ayrı sevilmesine yol açmışsa; Bursa’nın muhiplerini cezp eten tarafı da dağ ile ovanın hiç bitmeyen diyalektiği olmuştur. Diyalektiği sağır kalmaktan kurtaran en esaslı müotif ise dağın bereketli göğsünden kah “erkek” (Bursa lisanında ılık su demektir) kah “dişi” (sıcak sudur) kah da “buzluca” sularının Kaygusuz Abdal’ın deyişiyle şehrin manevi pirlerine “coşup geldiği” derelerdir.
… İvan İllich, “ancak bir şehrin ruhu yok edilirse tabiat şehri yeniden ele geçirebilir” der. Tılsım suyla yapıldığına göre Bursa’nın ruhunun suyunda gizli olduğunu söyleyen Eliya haksız mıymış?

 



Yazar : Yüksel BAYSAL Tarih : 09/2005

   

En Son Yazılar
“İNEGÖL’Ü MOBİLYA MARKALARININ ŞEHRİ YAPACAĞIZ” 06/2007
CUMHURİYETİN KAZANIMLARININ KAYBEDİLMESİNDEN KAYGILIYIM” 04/2007
OBJEKTİFLERİN ARASINDAN BURSA 04/2007
PLATO KADERİNE TERK EDİLDİ 04/2007
“KRAMPONLA YALIN AYAĞIN YARIŞTIĞI NERDE GÖRÜLMÜŞTÜR?” 04/2007
BURSA’DA BİR YILDA ON MİLYONU AŞKIN HASTA 02/2007
CARGİLL SORUN OLMAYA DEVAM EDİYOR 02/2007
27 MAYIS İHTİLALİ VE BİR TARİHİ ÇINAR: RECEP KIRIM 06/2006
OSMANGAZİ BELEDİYE BAŞKANI RECEP ALTEPE 06/2006
CARGİLL BURSA’YA İHANETTİR!... 06/2006
TURHAN TAYAN’DAN AKP’YE ELEŞTİRİ OKLARI 03/2006
ŞAİR NAZIM HİKMET GEÇTİ 03/2006
MEHMET ALİ İNAN OKUMAYI IŞIKLI BİR YOLDA YÜRÜMEYE BENZETİYOR 03/2006
DOKUMACI NAZIM HİKMET 03/2006
BURSA’NIN SOYADI SU, RENGİ YEŞİL BEYAZ 03/2006
“POLİTİKADA EN UYUMLU OLAN EN TEPEYE TIRMANIR!” 03/2006
RAİF KAPLANOĞLU, YILLARDIR KAYBOLAN ZAMANIN PEŞİNDE… 01/2006
Niyazi Menteş’i kaybettik. 01/2006
70’Lİ YILLARDAN 2000’LERE BİR SİYASET YOLCUSU… 01/2006
“ÜZÜM İDİLER ŞARAP OLDULAR” 01/2006
“HEY BURSALI BURSALI BELİ İPEK KORSALI” 01/2006
BALKANLAR VE GÖÇ 01/2006
HAYATİ KORKMAZ’IN NEVİ ŞAHSINA ÖZEL SİYASET YOLCULUĞU 11/2005
HAKAN KÖKSAL “YAZDIĞI YERDEN PARA KAZANIYOR!” 11/2005
“BAT-ÇIK’LARA TAKILDIK KALDIK” 11/2005
DEĞERLİ AĞABEYİM 11/2005
BURSA’NIN BANGLADEŞLİLERİ 11/2005
ŞEFFAF MUTFAK DÖNEMİN BAŞLADI TEMİZLİĞİN YENİ ADI: 11/2005
GÜMÜŞHANE 09/2005
SULAR ŞEHRİ BURSA 09/2005
PROF. MUSTAFA DURAK 09/2005
KARA’NIN VERDİĞİ BEYAZ DERS 09/2005
HÜZÜNLER KENTİ 09/2005
NİLÜFER DERESİ, GÖKSU GİBİ OLACAK 09/2005
BENER ÖZCAN İKİNCİ HAYATINI BİR GEZGİN OLARAK YAŞIYOR 09/2005
BURSA KÜLTÜR YOLU CANLANDIRMA PROJESİ 07/2005
DOĞUNUN VE BATININ BİLGELERİ 07/2005
OKUR YAZAR BİR YOLCU 07/2005
HATIRLA SEVGİLİ AK PARTİ 06/2007
CELAL BAYAR VE BURSA 06/2007
MİLLİYETÇİLİK KİMİN İDEOLOJİSİDİR? 04/2007
TABULAR RAFA, DEMOKRASİ MEYDANA 04/2007
CUMHURBAŞKANI KİM OLMALI? 04/2007
BURSA’DA BİR YILDA ON MİLYONU AŞKIN HASTA 02/2007
YASALAR MI DEĞİŞMELİ KAFALAR MI? 02/2007
FARUK ÇELİK RÖPORTAJI 02/2007
RECEP ALTEPE RÖPORTAJI 06/2006
LAİKLİK ÇATIŞMA ARACI OLDU 06/2006
BURSA’DAN NAZIM GEÇTİ Mİ? 03/2006
GELECEĞİMİZİN TEMİNATI ÇOCUKLAR 03/2006
SEVİLEN VE BUDANAN ADAM TURHAN TAYAN 01/2006
BURSA’DA DOĞALGAZ REZALETİ 01/2006
ANKARA’YA YOLU DÜŞENLERE ÇAĞRI 11/2005
BURSA’DA İPEK, HEREKE’DE HALI 01/2006
UNUTULAN BURSA’DAN İZLENİMLER 11/2005
MEDENİYET PROJESİ AVRUPA BİRLİĞİ 11/2005
KARADENİZ’İN ÖZ EVLADI 09/2005
MEYDANSIZ ŞEHİR, HEYKELSİZ MEYDAN OLMAZ 09/2005
İSLAMCILAR SAHİDEN DEĞİŞTİ Mİ? 09/2005
KİMLERİN EİNSTEİN’I VAR? 07/2005
TAHTAKALE’YE GÜZELLEME 07/2005
“ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA!” 07/2005
MİNİKLERİN GÖZÜNDE DÜNYA 07/2005
DÖNEMİN İÇİŞLERİ BAKANI MEHMET GAZİOĞLU SİVAS’I UNUTAMIYOR: 07/2005
KENT MEYDANINA KAVUŞUYOR… 07/2005
İLK KURTARILACAK, DOĞAL ALANLAR 07/2005
DEMOKRAT BAKIŞ’A İNCE BİR BAKIŞ 07/2005
FUAT SAKA RÖPORTAJI 07/2005
ERDEM SAKER 07/2005
ONLAR BİZİ İSTİYORDU! 06/2005
AYDINLANMA VE DİN 06/2005
1.LEYLEK ŞENLİĞİ KUTLANDI! 06/2005
TAŞIN IZDIRABI 06/2005
MUSTAFA KARA 06/2005
MUTFAKTAN MİTİNGE… 06/2005
KİM BU DEDE? 06/2005
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI HİKMET ŞAHİN : 06/2005
DOĞUNUN VE BATININ BİLGELERİ 06/2005
“BU MEMLEKET BİZİM… BİZİM DOSTLAR BİZİM” 06/2005
BKSTV GENEL SEKRETERİ AKİF KOÇYİĞİT: 06/2005
44. BURSA FESTİVALİ 06/2005
ŞEHRİN İÇİNDEN İMPARATORLUK GEÇTİ 05/2005
METAL FIRTINA’DA YANITLANMAYAN SORULAR? 05/2005
KEMAL EKİNCİ 05/2005
KARŞINIZDA BURSA ODA ORKESTRASI! 05/2005
İÇ BAHARINIZ DAİM OLSUN 05/2005
BURSA’DA YAŞAYAN BİR İLİŞKİ AVCISI : HAKAN AKDOĞAN 05/2005
10 DAKİKA ARA!!! 05/2005
Mehmet Gedik Röportajı 06/2005
Ertuğrul YALÇINBAYIR Röportajı 05/29/2012
YERYÜZÜNÜN LANETLENMİŞ HALKI YAHUDİLER 05/29/2012
DEMOKRAT DEVLET 05/29/2012