“BAT-ÇIK’LARA TAKILDIK KALDIK”

BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ EKSİ BAŞKANI ERDOĞAN BİLENSER, HİKMET ŞAHİN’İN UYGULAMALARINI ELEŞTİRDİ.
“BAT-ÇIK’LARA TAKILDIK KALDIK”
Önceki sayılarımızda Erdem Saker ve Hikmet Şahin’e ayırdığımız söyleşi sayfalarımızın bu seferki konuğu Erdoğan Bilenser, iyi ya da kötü, Bursa’ya 5 yıllık hizmet eden Bilenser, başkanlık koltuğunu bıraktıktan sonra kamuoyunun karşısına çok az çıktı. Biz de, o gün bugündür gözlerden ırak duran Bilenser’e uzattık teybimizi. Bilenser, Barışçı Ajans’ın şık binasında, her zamanki kibar tavrıyla karşıladı bizi… Yüzündeki dilenmişlik, dinginlik hemen göze çarpıyordu. Daha 18 ay önce kameralar önünde her dakika konuşmaya hazır olan Bilenser, teybimizin karşısında biraz tutuktu nedense. Konular açıldıkça, Bilenser de açıldı ve su gibi akıp gitti konuşma…
Bir buçuk yıldır ne yapıyorsunuz Sayın Bilenser?
Doğal yaşantıma yani döndüm. Üniversite yıllarından bu yana içinde olduğum iletişim dünyasına döndüm. Gazetenin radyonun, televizyonun, reklamın…
Yaşamınıza, belediye başkanı olmadan önce bıraktığınız yerden mi devam ediyorsunuz?
Evet. İşin güzel tarafı belediyeden önce kimlerle arkadaşlık yapıyorsam yine aynı insanlarla arkadaşlık yapıyorum.
Belediyeden önce mesela BUSİAD’da görev almıştınız yeniden böyle bir yapıda görev almayı düşünüyor musunuz?
Yo hayır… Bu tür bir örgütte çalışmam artık zor. Ama kentle ilgili, Bursa’nın menfaatleri doğrultusunda çalışılacak her işin içinde olabilirim.
Sayın Bilenser, iletişim dünyasının içinde olduğunuza göre, belediyelerin durumunu izliyorsunuzdur. Belediye başkanlarıyla ilgili genel bir değerlendirme yapar mısınız?
Belediye başkanlarının görevi, var olan veya potansiyel değerleri kullanarak kentin ufkunu açmak, kenti adeta zıplatmak olmalı.
Mevcut başkanlar bu kenti zıplatabilecek gibi görünüyor mu peki?
Efendim bu konuda benim yorum yapmam çok doğru olmaz. Kafamdaki bazı eksikleri söylemek için çok erken. Daha üç buçuk yıl var önlerinde. Belki o kesik gördüğüm şeyler bu süre içinde yapılabilir.
BURSA’NIN TERMAL POTANSİYELİ
Sayın Başkan, Bursa önemli bir termal kent. Sizin döneminizde sıcak suların kullanımı ile ilgili bir çalışma başlatmıştınız…
Biz bütün tepkilere rağmen adeta kellemizi koltuğumuzun altına alarak Bursa’da iki ayrı yerde sondaj yaptık. Bu sondajların birinden 60 litra saniye yani bugün Bursa’nın kullandığı toplam suyun üzerinde bir su bulduk. Sonra birilerinin menfaatine dokunduk. Bir dava süreci başladı, idare mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi ama o karar hemen bertaraf edilebilirdi. Bizim zamanımızda olsaydı o kararda sakınca olarak gösterilen bazı şeyleri gidererek, yola devam ederdik. Çünkü idare mahkemesi işlemi usul yönünden bozdu, içeriğine itiraz yoktu.
Sondajlar neredeydi?
Bunların biri Kültürpark’ın ordaydı. Büyük damar da oydu. 60 litre saniye ordan çıktı. Sondajlar yapılırken Anıtlar Kurulu’ndan izin alındı. Bütün bunlar bilim kurumlarıyla birlikte yapıldı. MTA gibi bir devlet kurumunun önderliğinde ve onların makineleriyle, teknik adamlarıyla yapıldı. Bilim adamları demişlerdi ki, “Buradan su çıkarsa kükürdü yüksek olduğu için daha yukarıdaki tesislerin suyu bir süre için kaçar.” Bu dünyanın her yerinde böyledir. Kaynağın yanında tesis yapılmaz, kaynaktan sesise su gönderilir.
Peki siz bu suyla ne yapacaktınız?
Biz suyu çıkarıp isteyen kurumlara verecektik. 60 litre saniye su, ikinci üçüncü sondajlarda 100-200 olacaktı. Bu suyla Bursa’nın dörtte birini bedava ısıtabilirdik. Çevreyi kirletmeyen, dışarıya döviz akıtmayan bir sistem kurabilirdik.
Bu proje bir özel firmanın teklifi miydi?
Yok, özel firmadan teklif gelmedi. Dönemin valisi Ali Fuat Güven’in bir tanıdığı İsviçre’de benzer bir çalışma yapmıştı. Biz de Türkiye Jeotermal Derneği ile görüşerek böyle bir çalışma başlatma kararı aldık. Biz o zaman teleferiğin yerini değiştirmeyi düşünüyorduk. Gündüz Uludağ’da kayak yapanlar, gece termal keyfini yaşayacaklardı. Böylece hem termal turizm gelişecekti hem dağ turizmine katkıda bulunacaktık.
Teleferikten söz etmişken, sahi yer olarak nereyi düşünüyordunuz?
SİT alanı içinde olmamak koşuluyla, Cumalıkızık tarafını düşünüyorduk. Daha doğrusu Yıldırım-Cumalıkızık arasında bir yer olabilirdi.
Teleferik konusu yıllardır Bursa’nın gündeminde. Hikmet Bey de, teleferik konusunda bazı adımlar atıyor. Teleferiği uzatma değil, yeni bir teleferik sistemi kurulması düşünülüyor.
Bu bizim projemiz. Biz de aynı firmayla Avusturya’ya gidip görüştük. O zaman yap-işlet-devret yöntemine sıcak bakmamışlardı. Çünkü günlük taşıma rakamının tutturulması konusunda sorun vardı. Saatte 500 kişi taşıma garantisi istiyorlardı.
ULAŞIM SORUNU
Sayın Bilenser, son dönemlerde ulaşım konusunda önemli adımlar atılmaya başlandı. Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin, Ankara’yı örnek alarak bat-çıklarla sorunu çözmeye çalışıyor. Ne düşünüyorsunuz?
Dünyanın her yerinde eğer bir yerde tek kırmızı ışık yandığında geçebiliyorsanız oraya hiç bir şey yapılmaz. Ne kavşak yapılır ne de bat-çık. Örneğin Orhaneli kavşağı böyle bir yerdi. Bana göre Merinos’a da gerek yoktu.
Ne sakıncası var sayın başkan?
Bir bat-çıkın maliyeti 5 trilyon lira civarında. Kentin önceliklerini düşündüğümüzde bu parayla birçok şey yapılabilir. Şu an ağırlık Ankara-İzmir eksenindeki bulvara veriliyor. Oysa kent içinde alternatif yollar yok. Bizim esas sıkıntımız burada. Teoman Bey’in yaptığı Gökdere yoluna bakın. Buranın yapılmadığını varsayın, Bursa trafiği ne olur bir düşünelim? Bat-çıklara harcanan paralarla kamulaştırma yaparak alternatif caddeler yapılabilir.
Siz niye yapmadınız?
Dönemimizde Bursaray gibi Türkiye’nin o zamanki en büyük yatırımlarından birini gerçekleştirdik. Aynı dönemde başka bir şey yapma şansımız yoktu. Sorduğunuz için söylüyorum ben olsaydım o bat-çıkları yapma yerine, trafik sinyalizasyon sistemini gerçekleştirir, tüm lambaları tek merkezden kontrol edip geçişleri çok hızlandırırdım.
Bu arada, Devlet Çevre Yolu’nun bitirilmesini beklerdim. Çünkü trafiğin yüzde 40’ı oraya kayacaksa, bu bat-çıklara hiç gerek kalmayacak demektir.
Her gün araç sayısı artıyor. Çevre yolu devreye girse bile yeterli olmayacaktır.
Trafiği rahatlatmak için o zaman her yere bir bat-çık yapmak zorunda kalırsın.
Ankara’da her yerde bat-çık yapılmış? Ne sakıncası var?
Bakın Avrupa’da öyle bir şey yok. Barselona, dünyanın en planlı kentlerinden bir tanesidir. Orada şehir içinde ancak 40-45 km. süratle gidebilirsiniz.
Siz önceliği kent içine verelim diyorsunuz?
Evet, artık dünyada kent merkezine doğru bir yönelim var. Gürültü ve kirlilik olmasına rağmen hareket kent merkezlerinde. Bizde de böyle bir durum var. Onun için eski merkezlerde trafik her zaman yoğun olacak. Bundan dolayı alternatif yollar açmaktan söz ediyorum. Örneğin, Altıparmak caddesinden Ankara yoluna doğru yeni bir çıkış bulmalıyız. Çok büyük kamulaştırma maliyeti de olmayabilir. Veya belki Merinos istasyonundan Altıparmak-Heykel, oradan da Setbaşına kadar bir metro düşünebilir. Bu bizim zamanımızda, acaba yeraltındaki alt yapılar buna izin verir mi diye ön incelemesini yaptırdık, sonuç olumluydu.
Zihin jimnastiğinden öte bir çalışma yaptırdınız mı?
Hayır, bu resmen bir proje çalışması değil ama uzmanlarla biz Merinos istasyonunun metro ile viyadük sistemiyle bağlayabilir miyiz diye bir çalışma yaptık. Ve bağlayabileceğimizi gördük.
Acemler Kavşağı konusunda görüşünüz farklı değil mi?
Acemler Kavşağı’nı ayırıyorum ama bakın orada bir şansımız var. Çevre Yolu üç ay sonra açılacak. Oranın açılışını bekleyip, hangi etkiyi yapacağını görmek lazım.
Ulaşım sorununda veya başka bir konuda keşke şunu yapsaydım diyeceğiniz bir durum var mı?
Acemler Köprülü Kavşağı bizim o dönemin en önemli projelerinden biriydi. Onu yapabilirdik, o beni üzdü tabii…
BİLENSER’İN BIRAKTIĞI BORÇ
Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin, “500 trilyon borçla devir aldım ben burayı beş kuruş borçsuz devredeceğim” diyor. Gerçekten öyle mi?
Ona çok üzüldüm bir kere şunu söyleyeyim Türkiye’de ilk defa ben bir şey yaptım. Belediyeyi bırakmadan bir ay önce bütün adayları çağırdım, Sayın Şahin de geldi. İki saatlik bir brifing verdik tüm adaylara… Belediyenin hesaplarını kuruş kuruş ne kadar borcu var ne kadar alacağımız var ve borçlar nerden geliyor hepsini anlattık. Bunu şunu o an başkanın beraber çalıştığı bürokrat arkadaşlarıyla beraber anlattık.
Borç ne kadardı?
Şimdi bakın beş yüz trilyon lafı nedir biliyor musunuz? Kendi yatırımını takır takır ödeyen Bursaray projesidir. Türkiye’de borcunu zamanında ödeyen başka belediye var mı? Öyle olduğu için Başbakan Erdoğan, “kredinize yardımcı olacağım” sözünü verdi. Çok enteresan Sayın Şahin, borçsuz bırakacağım diyor ama Bursaray için 50 milyon dolar daha alındı. Bunların geri ödenmesi yedi yıl sonra başlayacak. Sadece bu kadar da değil. Siz önce üniversiteye giden etabı, daha sonra da Terminal’e giden yolu yapacaksınız. Bu paraları nerden bulacaksınız? Mutlaka borçlanacaksınız. Sıfır borç ne demek? Ayrıca bunu niçin bir buçuk yıl sonra söylüyorsun? Son derece üzüldüm.
Bursaray’a biniyor musunuz?
Bir kez kızımla birlikte bindim. Ancak buraya gelirken, trafik tıkanıyor, ben dururken, ray ilerliyor, vatandaş el sallıyor. Çok hoşuma gidiyor.
Altını çizerek söylüyorum Türk belediyecilik sisteminde bir projenin ne kadar doğru, hızlı ve dürüstçe yapılacağının bir göstergesidir Bursaray.
Bildiğiniz gibi bu anlattığımız özellikler nedeniyle Avrupa’dan bir ödül aldık. Avrupa’da bize borç para veren bankalar gelip baktıklarında hayran kaldılar ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni kredi vermeye layık bir kuruluş olarak gördüler.
BİLENSER’İN YAPAMADIKLARI
Sayın başkan genel anlamda beş yıllık dönemde kendinizi başarılı buluyor musunuz?
Bu notu ben kendi kendime vermemeliyim. Bakın şimdi bir belediye başkanının minimum ve maksimum 10 yıl görev yapması lazım. Çünkü birinci dönemin ilk yıllarında projenizi yapıyorsunuz sonraki yıllarda uygulamaya koyuyorsunuz ama zaman yetmiyor.
Bir de öğrenme süreci var değil mi?
Tabii öğrenme süreci de var. Bunun aksini söyleyemem. Onun için bir kere 10 yıl yapılması gerekir. Benim dönemimde devam eden termal projesini kesinlikle bitirmek isterdim bir. İkincisi, kültür merkezini bitirmek isterdim. Üçüncüsü Merinos’un kent parkı haline getirilmesini sağlamak isterdim. Dördüncüsü de santral garaj projesini tamamlamak isterdim.
Kültürpark’taki kültür merkezinin temeli atıldı, öyle duruyor. Kaç para harcandı o temele?
2 trilyon para harcandı. Ne olacağını bugünkü yönetimin düşünmesi lazım. Benim dönemimde olsaydı orası bir kültür merkezi olacaktı.
Sizin döneminizde Merinos belediyeye verilmişti. Sonradan karar değişti ama Merinos’un bir şekilde Kültürpark’a eleneceği artık belli olmuştu. Buraya harcanan paralar için vicdan azabı çekmiyor musunuz?
Ama o zamanlar Merinos henüz ortada yoktu. Kaldı ki, iddia ediyorum Merinos’ta hiçbir bina kültür merkezi olmaya uygun değildir. Niye vicdan azabı çekeyim? Orası doğru yerdi. Ayrıca şunu söyleyeyim, Baro’nun yere itirazı yoktu, sadece plana itirazı vardı.
Kültürpark’taki temele 2 trilyon battı
O benim sorunum değil
Nasıl sizin sorununuz değil sizin zamanınızda atılıyor temel. Erdem Saker, Anıtlar Kurulu’nun buna nasıl izin verdiğinin tartışma konusu olduğunu söylüyor?
Erdem Bey her şeyi sorun yapıyor. O galiba hala bana karşı seçimi kaybetmenin acısı içinde. Erdem Bey’in hala o hıncı, o öfkesi geçmiş değil. Bundan üzüntü duyuyorum.
ÇÖP SORUNU DA DAĞ GİBİ
Sayın Başkan, Kültürpark konusunda sizinle anlaşamayacağız. Gelelim çöp sorununa… Erdem Bey diyor ki, benim dönemimde çöplerin yüzde 10’u ayrıştırılmıştı. Ama Bilenser döneminde bu rafa kalktı. Uzmanlar Avrupa Birliği’nde bizi zorlayacak sorunların başında çöp ayrıştırma sorununun geleceğini söylüyor.
Ya hayret bişey! Bizim bizim dönemimizde adını şimdi hatırlamıyorum ama önemli bir çevre kuruluşundan ödül aldık. Konu da çöp ayrıştırmasıydı.
Bunları geçelim. Belediye başkanları gidiyor, dergiye reklam veriyor, yılın başarılı belediye başkanı seçiliyor!
Hayır bizimki, önemli bir kuruluştu. Yanılmıyorsam ÇEVKO’ydu. Türkiye’de en fazla çöp ayrıştıran iki belediyeden biri olarak ödül almıştık.
Şimdi yeni çöplük alanı duman dumana gidiyor.
Erdem Bey döneminde çöpler çöplükte ayrıştırılıyordu. O da sadece bir makine sembolik bir şey yapıyordu. Bizim dönemimizde ayrıştırma ileri safhaya çıkarıldı. Şu an Hamitler’de uygulanan depolama sistemi dünyadaki en modern sistemdir. Öyle patlayan çatlayan, alev alan bir şey yoktur.
Bu arada şunu söyleyeyim, Erdem Bey’in Bursa’ya yaptığı bir büyük kötülük nedir biliyor musunuz? Arıtma sistemini yapmadı, gitti dünyanın parasını harcayarak, dünyada psikolojik arıtma adı verilen bir şey yaptı. Biyolojik ve kimyasal arıtmaya değil de bu çökertme sistemine dünyanın parasını harcadı. Oysa biz üç ayrı arıtma tesisinin temelini attık. Bu yıl ve gelecek yıl temelini attığımız arıtmaların açılışı yapılacak. Erdem Bey, döneminde çöp suları gelişi güzel ovaya salınmıştı. Sebze ve meyvelerimiz bu suyla sulanıyordu. Buradan çıkan tonlarca su, bizim yaptığımız arıtma tesisi sayesinde artık toprağa karışmıyor. Ancak, temelini attığımız arıtma tesislerinin bitmesi lazım. Belediye başkanımız biraz da bunların üzerinde durmalı. Oysa herkes bat-çıklara odaklandı. Kimse sormuyor çevre konusunda neler yapılıyor? Bursa’da kömür denetim noktaları niçin kaldırıldı? Kaçak yapılaşma hangi safhaya geldi?
KAÇAK YAPILAŞMA
Şunu merak ediyorum kaçak yapılaşmayla ilgili sizin döneminizde mücadele edildi. Şimdiki durumu nasıl görüyorsunuz?
Maalesef yasaya rağmen kaçak yapılaşma hala devam ediyor. İsteyenlere yer gösterebilirim?
Neresi var efendim?
Çok var, yüzlerce sayabilirim.
Belediye başkanlarımız bunları hoş görüyor mu?
O konuda yorum yapmak istemiyorum ancak en azından bizim kadar kararlı olmadıklarını söyleyebilirim.
TARİHİ YAPILAR
Tarihi yapıların canlandırılması konusunda son dönemlerde özellikle Osmangazi Belediyesi’nin çabası var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bakın tarihi koruma konusunda en çok çalışma bizim dönemimizde yapıldı. Ben size başka bir şey sorayım. Bursa’nın öncülüğünde kurulan Tarihi Kentler Birliği başkanlığının niye verdik? Önce onun sorgulanması lazım.
Niçin peki?
Onu bana sormayın, siz araştırın.
Sizin Hanlar Bölgesi projeniz vardı. Nedir son durum?
İzliyorum ama maalesef gelişme yok. Oradaki bir elektrik trafosu yıkılmadı. Oysa biz para harcayıp yenisini yapmıştık. Borsa binasıyla ilgili bir sonuç ortada yok.
BİLENSER’İN MAL VARLIĞI
Sayın Bilenser, söyleşiyi bitiriyorum ama birkaç özel soru soracağım size. Belediye başkanı olmadan önceki servetinizle şimdiki mal varlığınız arasındaki durum nedir? Yoksullaştınız mı yoksa belediye başkanı olduğunuz dönemde biraz zenginleşme oldu mu?
Belediyeye başladığımda sıfır borcu olan bir insandım. Şu anda borcu olan biriyim.
Neden peki? İşlerinizin başında olmadığınız için mi?
Yo yo ondan değil. Matbaa yatırımı yaptık, makinemizi yeniledik.
Yeni matbaa makineleri aldığınıza göre yeni bir kaynak var ortada. Hepsini borç mu aldınız?
Tamamını Yapı-Kredi Bankası’ndan lizingle aldık.
Ne kadar servetiniz var?
Hesabını yapmadım ama nelerim var şu an söyleyeyim Burgaz’da iki daire, bir kooperatif hissesi, burada işyerim, hepsi bu kadar. Bankada da çok önemsiz rakamlar.
Servetinizin tamamı 10 trilyon var mı?
Ne diyorsunuz siz! Yapmayın, 10 trilyon olsa herhalde bu kadar strese girip çalışmam, gidip bir yerde tatil yaparım.
Radyolar nasıl gidiyor?
Eh fena değiller.
Sizin başkanlığınız döneminde iyi reklam alıyordu şeklinde eleştiriler yapıldı?
Belediye başkanlığımız döneminde altını çizerek söylüyorum, isteyene bunları da açarım, radyolarımızın hepsi zarar ettiler.
Yağcılık olsun diye reklam verenler yok muydu?
Bir tane bulamazsınız…
Bir büyük alış-veriş merkezi sahibi, halı satan bir yer falan…
Sözünü ettiğiniz iki yer şimdi de reklam veriyor. Ben size bir şey söyleyeyim Bursa’nın büyük şansıdır, özellikle büyükşehir için söylüyorum. Ekrem Barışık, Teoman Özalp, Erdem Saker ve ben sıfır şaibe altındayız. Diliyorum ki, Hikmet Şahin de öyle bırakacaktır.
Ya çevreleri?
Çevreleri karıştırmayalım ama benim çevremde hiç yoktu.
Sayın başkan, Demokrat Bakış’a zaman ayırdığınız için teşekkür ediyorum.
Ben teşekkür ederim. Görüşlerimi açıklama fırsatı verdiğiniz için.






















 



Yazar : Yüksel BAYSAL Tarih : 11/2005

   

En Son Yazılar
“İNEGÖL’Ü MOBİLYA MARKALARININ ŞEHRİ YAPACAĞIZ” 06/2007
CUMHURİYETİN KAZANIMLARININ KAYBEDİLMESİNDEN KAYGILIYIM” 04/2007
OBJEKTİFLERİN ARASINDAN BURSA 04/2007
PLATO KADERİNE TERK EDİLDİ 04/2007
“KRAMPONLA YALIN AYAĞIN YARIŞTIĞI NERDE GÖRÜLMÜŞTÜR?” 04/2007
BURSA’DA BİR YILDA ON MİLYONU AŞKIN HASTA 02/2007
CARGİLL SORUN OLMAYA DEVAM EDİYOR 02/2007
27 MAYIS İHTİLALİ VE BİR TARİHİ ÇINAR: RECEP KIRIM 06/2006
OSMANGAZİ BELEDİYE BAŞKANI RECEP ALTEPE 06/2006
CARGİLL BURSA’YA İHANETTİR!... 06/2006
TURHAN TAYAN’DAN AKP’YE ELEŞTİRİ OKLARI 03/2006
ŞAİR NAZIM HİKMET GEÇTİ 03/2006
MEHMET ALİ İNAN OKUMAYI IŞIKLI BİR YOLDA YÜRÜMEYE BENZETİYOR 03/2006
DOKUMACI NAZIM HİKMET 03/2006
BURSA’NIN SOYADI SU, RENGİ YEŞİL BEYAZ 03/2006
“POLİTİKADA EN UYUMLU OLAN EN TEPEYE TIRMANIR!” 03/2006
RAİF KAPLANOĞLU, YILLARDIR KAYBOLAN ZAMANIN PEŞİNDE… 01/2006
Niyazi Menteş’i kaybettik. 01/2006
70’Lİ YILLARDAN 2000’LERE BİR SİYASET YOLCUSU… 01/2006
“ÜZÜM İDİLER ŞARAP OLDULAR” 01/2006
“HEY BURSALI BURSALI BELİ İPEK KORSALI” 01/2006
BALKANLAR VE GÖÇ 01/2006
HAYATİ KORKMAZ’IN NEVİ ŞAHSINA ÖZEL SİYASET YOLCULUĞU 11/2005
HAKAN KÖKSAL “YAZDIĞI YERDEN PARA KAZANIYOR!” 11/2005
“BAT-ÇIK’LARA TAKILDIK KALDIK” 11/2005
DEĞERLİ AĞABEYİM 11/2005
BURSA’NIN BANGLADEŞLİLERİ 11/2005
ŞEFFAF MUTFAK DÖNEMİN BAŞLADI TEMİZLİĞİN YENİ ADI: 11/2005
GÜMÜŞHANE 09/2005
SULAR ŞEHRİ BURSA 09/2005
PROF. MUSTAFA DURAK 09/2005
KARA’NIN VERDİĞİ BEYAZ DERS 09/2005
HÜZÜNLER KENTİ 09/2005
NİLÜFER DERESİ, GÖKSU GİBİ OLACAK 09/2005
BENER ÖZCAN İKİNCİ HAYATINI BİR GEZGİN OLARAK YAŞIYOR 09/2005
BURSA KÜLTÜR YOLU CANLANDIRMA PROJESİ 07/2005
DOĞUNUN VE BATININ BİLGELERİ 07/2005
OKUR YAZAR BİR YOLCU 07/2005
HATIRLA SEVGİLİ AK PARTİ 06/2007
CELAL BAYAR VE BURSA 06/2007
MİLLİYETÇİLİK KİMİN İDEOLOJİSİDİR? 04/2007
TABULAR RAFA, DEMOKRASİ MEYDANA 04/2007
CUMHURBAŞKANI KİM OLMALI? 04/2007
BURSA’DA BİR YILDA ON MİLYONU AŞKIN HASTA 02/2007
YASALAR MI DEĞİŞMELİ KAFALAR MI? 02/2007
FARUK ÇELİK RÖPORTAJI 02/2007
RECEP ALTEPE RÖPORTAJI 06/2006
LAİKLİK ÇATIŞMA ARACI OLDU 06/2006
BURSA’DAN NAZIM GEÇTİ Mİ? 03/2006
GELECEĞİMİZİN TEMİNATI ÇOCUKLAR 03/2006
SEVİLEN VE BUDANAN ADAM TURHAN TAYAN 01/2006
BURSA’DA DOĞALGAZ REZALETİ 01/2006
ANKARA’YA YOLU DÜŞENLERE ÇAĞRI 11/2005
BURSA’DA İPEK, HEREKE’DE HALI 01/2006
UNUTULAN BURSA’DAN İZLENİMLER 11/2005
MEDENİYET PROJESİ AVRUPA BİRLİĞİ 11/2005
KARADENİZ’İN ÖZ EVLADI 09/2005
MEYDANSIZ ŞEHİR, HEYKELSİZ MEYDAN OLMAZ 09/2005
İSLAMCILAR SAHİDEN DEĞİŞTİ Mİ? 09/2005
KİMLERİN EİNSTEİN’I VAR? 07/2005
TAHTAKALE’YE GÜZELLEME 07/2005
“ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA!” 07/2005
MİNİKLERİN GÖZÜNDE DÜNYA 07/2005
DÖNEMİN İÇİŞLERİ BAKANI MEHMET GAZİOĞLU SİVAS’I UNUTAMIYOR: 07/2005
KENT MEYDANINA KAVUŞUYOR… 07/2005
İLK KURTARILACAK, DOĞAL ALANLAR 07/2005
DEMOKRAT BAKIŞ’A İNCE BİR BAKIŞ 07/2005
FUAT SAKA RÖPORTAJI 07/2005
ERDEM SAKER 07/2005
ONLAR BİZİ İSTİYORDU! 06/2005
AYDINLANMA VE DİN 06/2005
1.LEYLEK ŞENLİĞİ KUTLANDI! 06/2005
TAŞIN IZDIRABI 06/2005
MUSTAFA KARA 06/2005
MUTFAKTAN MİTİNGE… 06/2005
KİM BU DEDE? 06/2005
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI HİKMET ŞAHİN : 06/2005
DOĞUNUN VE BATININ BİLGELERİ 06/2005
“BU MEMLEKET BİZİM… BİZİM DOSTLAR BİZİM” 06/2005
BKSTV GENEL SEKRETERİ AKİF KOÇYİĞİT: 06/2005
44. BURSA FESTİVALİ 06/2005
ŞEHRİN İÇİNDEN İMPARATORLUK GEÇTİ 05/2005
METAL FIRTINA’DA YANITLANMAYAN SORULAR? 05/2005
KEMAL EKİNCİ 05/2005
KARŞINIZDA BURSA ODA ORKESTRASI! 05/2005
İÇ BAHARINIZ DAİM OLSUN 05/2005
BURSA’DA YAŞAYAN BİR İLİŞKİ AVCISI : HAKAN AKDOĞAN 05/2005
10 DAKİKA ARA!!! 05/2005
Mehmet Gedik Röportajı 06/2005
Ertuğrul YALÇINBAYIR Röportajı 05/29/2012
YERYÜZÜNÜN LANETLENMİŞ HALKI YAHUDİLER 05/29/2012
DEMOKRAT DEVLET 05/29/2012