HAKAN KÖKSAL “YAZDIĞI YERDEN PARA KAZANIYOR!”

HAKAN KÖKSAL “YAZDIĞI YERDEN PARA KAZANIYOR!”
KÜTÜPHANESİ KEYİF VEREN KİTAPLARLA DOLU
Kütüphane sohbetlerinin bu ayki konuğu, Hakan Köksal.
Hakan’ı Sabah ve Bursa Hakimiyet gazetelerindeki yazılarından ve kitaplarından tanıyoruz. Ekürisi Utku Gürtunca ile popüler kültürü ti’ye alıyorlar. Bir başka deyişle, hayat-ımız-la dalga geçiyorlar.
Tesadüfen tanışmışlar ve bir daha hiç ayrılmamışlar.
Ayrı kentlerde oturuyorlar. Aynı yazılara imza atıyorlar.
“Bizim Duvar”, “Uzun Lafın Kısası”, “Keyif Verici Maddeler”, “Matrax” ve “Gayrimeşrubat” birlikte yazdıkları kitaplar.
Nicedir bir marka halindeler. Nerden baksanız ilginç bir mesai olarınki.
“Ağır ol molla desinler” ve benzeri, ciddiyete övgü sözleriyle beslenen ve tepeden tırnağa acayip alıngan bir toplumda mizah yapmak zor. Hele de bu mizahı çok okunan gazete sayfalarında yazıp çizmek daha da zor. Nitekim onlar da bu zorluktan paylarına düşeni almışlar. Bitmişlerin yanı sıra süre giden davaları var. Bu davalardan birinde son dönemin popüler ismi Zekeriya Beyaz’ın bilirkişiliği sayesinde aklanabilmişler. Ama, dünya alemin estetikleriyle fıkralara, skeçlere konu ettiği Ajda Pekkan mesela bilinan hoşgörüsünü onlardan esirgemiş. Yine de mizah yaparken en toleranssız kesimleri sorun, yanıt “CHP’liler ve fanatik taraftarlar” şeklinde gelecektir.
Yazarken görüp duyduklarını ve yaşantının yanı sıra okuduklarından da yararlanan Hakan Köksal’ın okuma serüveni bilinen kalıplar içerisinde olmamış. Örneğin klasiklerin hemen hiçbirini okumamış.
“Dostoyevski’yi bile mi?”
“Evet. Onu bile!”
Neye samimi olarak ilgi duyarsa oraya yönelmiş. Bol çizgi roman mesela. O yüzden bir zamanlar kıyametler koparan “Cumhurbaşkanı çizgi roman okuyormuş” tartışması için “Benim için prim yapan bir şeydi. Tıpkı şimdiki Cumhurbaşkanı’nın Mor ve Ötesi’ni dinlemesi gibi” diyor.
Son dönemde popüler olarak Marduk konusuna ilgi duyuyor. Şarlatanlık biçiminde olmadğı takdirde yerin ve göğün sırlarını didikleyen ve bu konularda ikna edici kanıtları sunan ve tartışan kitapları önemsiyor. Bir kısmına inanıyor da ayrıca. Bu konudaki referans kitabı Burak Eldem’in imzasını taşıyor: “Seni Tılsımlar Korur” Çağdaş Amerikan Edebiyatı’ndan Paul Auster gözdelerinden.
Bizdense, Sezgin Kaymaz. Buna karşılık Orhan Pamuk’a hiç değmemiş mesela: “Herkes okuyor ya da okuması gerekir diye okumam hiçbir kitabı”
İnceleme-araştırma kitaplarının da sıkı bir takipçisi olan Hakan Köksal ile Evreka Ajans’ta konuştuk. Sakin, güzel bir mekan. İyi müzik. Yasemin Taydaş’ın kuvvetli enerjisi. Hakan Köksal’ın güler yüzü ama… Zaman yetmedi. Söyleşinin geri kalanı sorular ve yanıtlar şeklinde yazılı olarak sürdü.
Nevi şahsına özel bir okur. Zekası yüksek bir kalem. Kendi deyimiyle yazdığı yerden para kazanan bir adam.
Bir de küçük not: Referans kitaplardan İtalo Calvino’nun Ağaca Tüneyen Baron’unu mutlaka okuyun bence de.
Bir okur-yazar olarak yeni çıkan kitaplara ilişkin promosyon çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bildiğinizi gibi bu tür çalışmalara bazı yazarların kitaplarını meta haline getirdiği ve pazarlama çalışmalarının kitaplar üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu tartışılıyor.
Her şeyin metalaştığı bir dünyada yazarların kitapların metalaşmaması zor oldurdu. Bir salçayla çok satan bir yazarın kitabı son tahlilde aynı, yani bir ürün ve pazarlanması gerekiyor. Daha bu bir şey değil. Orhan Pamuk’un Pazar Keyfi sunmaya başladığı günleri de göreceğiz.
Aynı şekilde son dönemde gündeme gelen “ucuz kitap” eğilimi hakkında ne düşünüyorsunuz? Bazı yayınevleri domateslerin ve hıyarların yanında kitap satıyorlar bu ayıptır şeklinde açıklamalar yapılıyor.
Kitapların ucuz fiyatlarla satılmasına bir itirazım yok ama bu işlerin ucuzlatılmasına karşıyım. İkisi farklı şeyler. Yoksa keşke kitaplar mümkün olan en ucuz fiyatlarla satıya sunulsa, herkes kitap okusa… Bu sayede belki toplumda okuma alışkanlığı bağımlılığa dönüşür. Bağımlılık noktasından sonra kitap fiyatları artsa bile insanlar okur. Domatesin ve hıyarın yanında kitap satılması beni rahatsız etmiyor. Sonuçta kitap da çok besleyici bir şey. Yalnız sebze meyvenin içinde ıslak ellerle dolaşan adam kitabı da ıslak elle tutunca olmuyor.
Yine tartışılan bir konu artık herkesin kitap yazdığı yönünde. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Önce okurun kitap seçme ve okuma kriterlerini sorgulamak lazım. Bir televizyon yapımcısı gibi davranıyor artık yayın evi sahipleri. Hangi kitabın hangi okur profiline hitap edeceğini hesaplayarak hareket ediyorlar. Çok seyredilen bir diziyi yapmakla çok satan bir kitabı piyasaya sürmek arasında bir fark kalmadı günümüzde. Onabilecek gibiyse herkes  kitap yazsın. Kim ne karışır. Ama kitapçı dükkanlarını da çöplüğe döndürmemek lazım. Son yıllarda daha çok kitap piyasaya çıkıyor. Bir sürü yeni yayınevi kuruluyor. O kitapların kaçta kaçı okunabilir nitelikte, işte orası biraz şüpheli. Bir sürü yayın evinin batacağını, kalan sağların bizim olacağını düşünüyorum.
Okuma ve yazma sürecimizde özellikle dikkat ettiğimiz konular var mı? Örneğin ne sürede yazıyorsunuz? Veya iyi bir okuma için nasıl bir ortama ihtiyaç duyuyorsunuz?
Sonuç itibariyle, edebiyat üreten biri değilim. Popüler kültüre dair işler yapıyorum. Bu yüzden çok üretiyor gibi görünüyorum ama kısa ömürlü işler bunlar. Günlük iş yetiştirmek kaygım olduğu için pratik çalışıyorum ve hızlı yazıyorum. Ve ne yazık ki, en gürültülü ortamlarda bile yazabilecek konsantrasyona sahibim. Yanımda top patlasa rahatsız olmam. Ortam olarak altımda bir sandalye önümde bir bilgisayar olması yeterli benim için…
Bize üzerinizde etkisi olan, çok sevdiğiniz bir kitap kahramanından söz edebilir misiniz?
Öyle feci etkilendiğim bir kahraman olmadı. Yani atıyorum şimdi Süpermen’den etkilenip Clark Kent gibi gezmem ortalarda ama Kaptan Swing’i çok severim. Bir zamanlar onun gibi kunduz kürkünden bir şapkam bile vardı. Küçük Prens’i de çok sevmişimdir ama etkilenme, başka bir şey… Kitap kahramanlarıyla öyle duygusal bir ilişkim olmaz genelde…
Kitap ödünç verir misiniz? Gidip de gelmeyen çok kitabınız var mı?
Kitap ödünç vermem. Ancak değerini bilecek kişilere veririm. Benden kitap alabilen tek kişi, sevgili ortağım ve dostum Yasemin Taydaş’tır. Beden çok daha iyi bir okurdur. Benim kütüphanemdeki kitapları benden önce okumuştur. Gidip de gelmeyen kitabım yoktur. Gidip de geliyorsa zaten hiç benim olmamıştır, diye bakarım mevzuya…
Kütüphanenizde ağırlıklı olarak hangi tür kitaplar bulunuyor?
Aslına bakarsanız eşik ağırlıklı bir kütüphanem vardır. Yemek kitapları, müzik kitapları, romanlar, araştırma-incelemeler, biyografiler, öyküler ve çizgi-romanlar killiyatlı miktarda yer tutar kütüphanemde… Fazla şiir kitabı bulundurmam, bazıları tarafından ayıplanabilir ama şiir fazla sevmem, anlamam da…
Kitap alışverişlerinizi nerelerden yapıyorsunuz?
Daha çok internetteki ideefixe.com sitesinden, Zafer Plaza D&R’dan bir de İstanbul’da Ada Kitabevi’nden…
Sinemaya uyarlanan edebi eserler hakkında düşünceleriniz neler? Bu konuda beğendiğiniz ya da onaylamadığınız örnekleri öğrenebilir miyiz?
Genelde kitabını okuyanlar filmini sevmezler, ya da tam tersi bir durum olur. Okur fetişizm boyutunda tutkun olduğu bir kitaptan uyarlanmış bir filme gittiğinde elbette mutlu olmaz. Zira orada yönetmenin, senaristin, oyuncunun yorumları olur. Bir kitabın birebir uyarlanabildiğine ben şahit olmadım. İngiliz yazar Douglas Adams’ın Otostopcu’nun Galaksi Rehberi adlı kitabının hastasıyımdır. Yakınlarda kitaptan uyarlanmış filme de gittim ve çok memnun ayrıldım salondan. Ama aynı filme sinema eleştirmeni Atilla Dorsay gitmiş, dayanamayıp filmin ortasında çıkmış. Bu beni zerre kadar ilgilendirmiyor ama bileri için çok önemli sinema eleştirmenlerinin ne düşündüğü… Fal gibi benim için eleştirmen. Sinema eleştirmenine inanma, sinema eleştirmensiz de kalma durumları var yani…
Yazılarınızı etkileyen yazarlar ve kitaplar hangileridir?
Aslında tek bir yazadan değil de bir yazarın çok iyi bir yazısından ya da bir kitabından etkilenirim. Körü körüne bir yazarın yazdığı her şeye bayılmam. Ama yine de yerlilerden Suavi Sualp, Atilla Atalay, Can Barslan, Gani Müjde ve MetÜst’ü, yabancılardan ise Woody Allen, Epraim Kishon, İtalo Calvino’yı severim.
Kitap okuma alışkanlığının çok düşük olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Bu alışkınlığın kazan-dırılmasının yolu sizce nedir?
40 yaşına gelmiş ve okumayı sevmeyen birine okumayı sevdiremezsiniz. Çocuk yaşta oluyor kitapla kurulan o tuhaf ilişki, ölene kadar da sürüyor. Çocuklara ve gençlere kitabı nasıl sevdiririz onu düşünmek lazım. Maalesef öncelikleri değişti yeni neslin. Görsel bir çağda yaşıyoruz. Bilgisayar oyunları, televizyon programları, her şey çok renkli ve albenili… Oysa kitaplarda sadece harfler var. Biraz daha sabır gösterebilseler, önlerinde ne kapıların açılacağına kendileri de şaşıracaklar. Ama onlarda o sabır yok. Saçları jöleleyip, ellerinde cep telefonlarıyla sosyete dergilerini karıştırıp oradaki yaşamlara özenmeyi iş sanıyorlar
CD kütüphanenizden söz eder misiniz?
Sadece CD değil DVD kütüphanem de iddialı… Kendimi bildim bileli iyi müzik dinleyicisiyim. Kaset dinlerdik bir zamanlar. Sonra plaklar çıktı, şu anda ise CD’ler ve DVD’ler var. Müzik zevkim de yıllar içinde bir serüven yaşadı. Popüler müzik, sonra rock, hard-rock, heavy-metal tdersen son 10 yıldır caz müziğinin içine daldım. Derken elektronik müzik, türlerin birbirinin içine geçmesi süreci yaşandı. Şimdi güzel olan her türlü müziği dinliyorum. 4000’e yakın CD, 1500’e yakın DVD var kütüphanemde… Benimki biraz bağımlılık, tavsiye etmiyorum herkese…
BATSIN BU DÜNYA
Olmaz ya oldu diyelim; düşünün bir sabah  memleket halinde kalkıyoruz ve bir de bakıyoruz ki tüm dünya sular altında kalmış. Su üstünde kalan tek kara parçası var, o da Türkiye. Koca gezegende bizden başka kimse kalmamış. Dünya nüfusu 70 milyon. Buyurun bakalım ilk tepkiler ne olurdu dersiniz?
Ulan tam da uluslar arası ilişkiler bölümünü kazandıydık. Şansa bak!
Helal olsun şu Del Bosgue’ye. Adam gelir gelmez Beşiktaş’ı dünya takımı yaptı. Bir de beğenmiyorlar adamı”
“hehehehe bundan sonra her sene Eurovuzyon birincisiyiz olum”
“Haydeeeee ithal ürünlere gel vatandaaaaşşşş. Batan dünyanın malları bunlar.”
“Artık dünyaya açılmak istiyorum. Orası boyu geçiyor mu?”
“Artık turizm patlasa patlasa içimizde patlar abi.”
“Sevgili Ağrılı hemşehrilerim bugünden itibaren dünyanın en yüksek tepesi bizim ilimizin hudutları içinde hepimize kutlu olsun.”
“Burdur olarak ülke olmak istiyoruz desek çok mu garip karşılanır vali bey?”
“Aaaa yavru vatan da gitmiş. Olsun. Biz de azim, bu sevgi varken yine yavrularız. Rauf Bey bugünleri de görseydi keşke.”
“Bakanlar Kurulu kararıyla kara sularımızı 12 bin mile çıkarıyoruz”
“Sevgili vatandaşlarım, bugünü kadar AB’ye girememiş olabiliriz. Bu AB’ye dalamayacağımız anlamına gelmiyor. Zaten AB eski dilde su anlamına gelmektedir. İsabet oldu.”
“Türk’ün Türk’den başka dostu yok delerdi de inanmazdım. Al çıktı.”
“Stratejik açıdan da bi önemimiz kalmadı. Ne açıdan övünücez peki biz şimdi?”
“Başkent Ankara’nın isini de Anakara olarak değiştirelim oldu olacak.”
“Apo’nun ağlaması durmak bilmiyor efendim”
“Ulan iyi ki leylek değiliz. Kışın neye giderdik sıcak ülke hesabı, dimi abi? Bi şey söylesenme abi!”









 



Yazar : Yüksel BAYSAL Tarih : 11/2005

   

En Son Yazılar
“İNEGÖL’Ü MOBİLYA MARKALARININ ŞEHRİ YAPACAĞIZ” 06/2007
CUMHURİYETİN KAZANIMLARININ KAYBEDİLMESİNDEN KAYGILIYIM” 04/2007
OBJEKTİFLERİN ARASINDAN BURSA 04/2007
PLATO KADERİNE TERK EDİLDİ 04/2007
“KRAMPONLA YALIN AYAĞIN YARIŞTIĞI NERDE GÖRÜLMÜŞTÜR?” 04/2007
BURSA’DA BİR YILDA ON MİLYONU AŞKIN HASTA 02/2007
CARGİLL SORUN OLMAYA DEVAM EDİYOR 02/2007
27 MAYIS İHTİLALİ VE BİR TARİHİ ÇINAR: RECEP KIRIM 06/2006
OSMANGAZİ BELEDİYE BAŞKANI RECEP ALTEPE 06/2006
CARGİLL BURSA’YA İHANETTİR!... 06/2006
TURHAN TAYAN’DAN AKP’YE ELEŞTİRİ OKLARI 03/2006
ŞAİR NAZIM HİKMET GEÇTİ 03/2006
MEHMET ALİ İNAN OKUMAYI IŞIKLI BİR YOLDA YÜRÜMEYE BENZETİYOR 03/2006
DOKUMACI NAZIM HİKMET 03/2006
BURSA’NIN SOYADI SU, RENGİ YEŞİL BEYAZ 03/2006
“POLİTİKADA EN UYUMLU OLAN EN TEPEYE TIRMANIR!” 03/2006
RAİF KAPLANOĞLU, YILLARDIR KAYBOLAN ZAMANIN PEŞİNDE… 01/2006
Niyazi Menteş’i kaybettik. 01/2006
70’Lİ YILLARDAN 2000’LERE BİR SİYASET YOLCUSU… 01/2006
“ÜZÜM İDİLER ŞARAP OLDULAR” 01/2006
“HEY BURSALI BURSALI BELİ İPEK KORSALI” 01/2006
BALKANLAR VE GÖÇ 01/2006
HAYATİ KORKMAZ’IN NEVİ ŞAHSINA ÖZEL SİYASET YOLCULUĞU 11/2005
HAKAN KÖKSAL “YAZDIĞI YERDEN PARA KAZANIYOR!” 11/2005
“BAT-ÇIK’LARA TAKILDIK KALDIK” 11/2005
DEĞERLİ AĞABEYİM 11/2005
BURSA’NIN BANGLADEŞLİLERİ 11/2005
ŞEFFAF MUTFAK DÖNEMİN BAŞLADI TEMİZLİĞİN YENİ ADI: 11/2005
GÜMÜŞHANE 09/2005
SULAR ŞEHRİ BURSA 09/2005
PROF. MUSTAFA DURAK 09/2005
KARA’NIN VERDİĞİ BEYAZ DERS 09/2005
HÜZÜNLER KENTİ 09/2005
NİLÜFER DERESİ, GÖKSU GİBİ OLACAK 09/2005
BENER ÖZCAN İKİNCİ HAYATINI BİR GEZGİN OLARAK YAŞIYOR 09/2005
BURSA KÜLTÜR YOLU CANLANDIRMA PROJESİ 07/2005
DOĞUNUN VE BATININ BİLGELERİ 07/2005
OKUR YAZAR BİR YOLCU 07/2005
HATIRLA SEVGİLİ AK PARTİ 06/2007
CELAL BAYAR VE BURSA 06/2007
MİLLİYETÇİLİK KİMİN İDEOLOJİSİDİR? 04/2007
TABULAR RAFA, DEMOKRASİ MEYDANA 04/2007
CUMHURBAŞKANI KİM OLMALI? 04/2007
BURSA’DA BİR YILDA ON MİLYONU AŞKIN HASTA 02/2007
YASALAR MI DEĞİŞMELİ KAFALAR MI? 02/2007
FARUK ÇELİK RÖPORTAJI 02/2007
RECEP ALTEPE RÖPORTAJI 06/2006
LAİKLİK ÇATIŞMA ARACI OLDU 06/2006
BURSA’DAN NAZIM GEÇTİ Mİ? 03/2006
GELECEĞİMİZİN TEMİNATI ÇOCUKLAR 03/2006
SEVİLEN VE BUDANAN ADAM TURHAN TAYAN 01/2006
BURSA’DA DOĞALGAZ REZALETİ 01/2006
ANKARA’YA YOLU DÜŞENLERE ÇAĞRI 11/2005
BURSA’DA İPEK, HEREKE’DE HALI 01/2006
UNUTULAN BURSA’DAN İZLENİMLER 11/2005
MEDENİYET PROJESİ AVRUPA BİRLİĞİ 11/2005
KARADENİZ’İN ÖZ EVLADI 09/2005
MEYDANSIZ ŞEHİR, HEYKELSİZ MEYDAN OLMAZ 09/2005
İSLAMCILAR SAHİDEN DEĞİŞTİ Mİ? 09/2005
KİMLERİN EİNSTEİN’I VAR? 07/2005
TAHTAKALE’YE GÜZELLEME 07/2005
“ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA!” 07/2005
MİNİKLERİN GÖZÜNDE DÜNYA 07/2005
DÖNEMİN İÇİŞLERİ BAKANI MEHMET GAZİOĞLU SİVAS’I UNUTAMIYOR: 07/2005
KENT MEYDANINA KAVUŞUYOR… 07/2005
İLK KURTARILACAK, DOĞAL ALANLAR 07/2005
DEMOKRAT BAKIŞ’A İNCE BİR BAKIŞ 07/2005
FUAT SAKA RÖPORTAJI 07/2005
ERDEM SAKER 07/2005
ONLAR BİZİ İSTİYORDU! 06/2005
AYDINLANMA VE DİN 06/2005
1.LEYLEK ŞENLİĞİ KUTLANDI! 06/2005
TAŞIN IZDIRABI 06/2005
MUSTAFA KARA 06/2005
MUTFAKTAN MİTİNGE… 06/2005
KİM BU DEDE? 06/2005
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI HİKMET ŞAHİN : 06/2005
DOĞUNUN VE BATININ BİLGELERİ 06/2005
“BU MEMLEKET BİZİM… BİZİM DOSTLAR BİZİM” 06/2005
BKSTV GENEL SEKRETERİ AKİF KOÇYİĞİT: 06/2005
44. BURSA FESTİVALİ 06/2005
ŞEHRİN İÇİNDEN İMPARATORLUK GEÇTİ 05/2005
METAL FIRTINA’DA YANITLANMAYAN SORULAR? 05/2005
KEMAL EKİNCİ 05/2005
KARŞINIZDA BURSA ODA ORKESTRASI! 05/2005
İÇ BAHARINIZ DAİM OLSUN 05/2005
BURSA’DA YAŞAYAN BİR İLİŞKİ AVCISI : HAKAN AKDOĞAN 05/2005
10 DAKİKA ARA!!! 05/2005
Mehmet Gedik Röportajı 06/2005
Ertuğrul YALÇINBAYIR Röportajı 05/29/2012
YERYÜZÜNÜN LANETLENMİŞ HALKI YAHUDİLER 05/29/2012
DEMOKRAT DEVLET 05/29/2012