HAYATİ KORKMAZ’IN NEVİ ŞAHSINA ÖZEL SİYASET YOLCULUĞU

HAYATİ KORKMAZ’IN NEVİ ŞAHSINA ÖZEL SİYASET YOLCULUĞU
“BİR GÜN TELEFON ÇALDI! HAYATIM DEĞİŞTİ!”
Çarşamba’daki Bulgaristan Fahri Konsolosluğu’nun kapısının önünde uzun bir kuyruk. İçeride harıl harıl çalışan bir ofis. Odasında, her şeyle ilgilenen bir Fahri Konsolos. Makine Mühendisi. Eski milletvekili: Hayati Korkmaz.
Şimdi, iki ayrı gün yaptığımız söyleşi sırasında birikmiş gözlemlerimizle onu biraz anlatmaya çalışalım:
Güneş sisteminin dışındaki herhangi bir galaksi, dünyamıza ne kadar uzaksa, Hayati Kokmaz da Türk tipi politikacıya o kadar uzak.
Asalında evet, Türk ve Müslüman fakat, aynı zamanda bal gibi bir batılı.
Ayrıca matematik ve fizik zekasına sahip.
Bu iki ana özellik onu diğerlerinden farklı kılıyor.
Az konuşuyor. Dikkatli konuşuyor. Bazı konularda hiç konuşmuyor. Ser de vermiyor, sır da! Yargıları olabildiğince tasarruflu. Ciddi. Soğukkanlı.
Abartısız: Öfkesi, sevinci, pişmanlığı, beklentisi… her şeyi ölçülü.
Dedikodu yapmıyor. Eski defterleri açmıyor. Mecbur kalıp açınca, kendi istediği kadar göz atmanıza izin veriyor. Her şeyin teknik kısmına önem veriyor.
Siyaseti de öyle yapmış. Belli. Tamamen kendine özgü şartlarda başlamış. Çalışmış. Bitirmiş. O kadar!
Her şey bu denli sade.
Biz konuşurken bir kasa incirle bir köy muhtarı geldi, ziyaret ve teşekkür için. Çünkü, milletvekili olduğu dönemde büyük hizmetleri olmuş böyle en azından 35-40 tane köye.
O kadar farklı bir teşekkür seremonisi oldu ki aralarında –gayet tabii muhtardan değil Hayati Korkmaz’dan kaynaklanan- sonradan söyleşi sırasında siyasete başlarken Rahşan Hanım’dan aldığı telefon için “referans kişi hala meçhuldür” dediğinde ailenin çizgisini düşünüp izçimden ister istemez “Hissi kalblel vuku olmuştur” muhtemelen diye geçirdim.
Haklıydım.
EVDEN İŞE, İŞTEN EVE GİDİP GELİRKEN…
TOFAŞ’ta sıradan bir çalışma günüde telefonu çalar, mühendis Hayati Korkmaz’ın. Arayan Rahşan Ecevit’tir. DSP’ye davet eder. Makine Mühendisleri Odası ve Balkan göçmenleri ile ilgili çalışmalarının dışında, evden işe, işten eve gidip gelen, siyasetle en küçük ilgisi olmayan biri neden böyle bibr davet alır? DSP’nin siyasete yeni yüzler kazandırma şeklinde özetleyebileceğimiz yaklaşımı bir yana, neden o?
“İnanın bugün bile beni nereden ve ne şekilde bulduklarını bilmiyorum.”
Aradan zaman geçer, bir telefon daha gelir. Arayan yine Rahşan Ecevit’tir. Derken, eş dost çevresinin de desteklemesiyle son anda aslında çok da gönüllü olmadan kendini siyasetin içinde bulur Hayati Korkmaz. “Çok iyi bir işim, işte çok iyi bir konumum vardı. Yeni ve büyük bir projenin başındaydım. Çok iyi kazanıyordum. Aile düzenim bozulacaktı. Siyasetle ilgilenmiyordum. Eşim hiç istemedi. Ben de. Reddettim. Olmadı!”
Siyaset yolculuğu sırasında Rahşan Hanım’la sıkça bir araya gelir Hayati Korkmaz ve tabii Bülent Ecevit’le de. Birkaç kez evlerine gidilir. Meşhur çaylarından içilir. Ecevit, herkesle olduğu gibi onunla da çayları kadar ünlü nezaketiyle konuşur. “Siz” der “Hayati Bey” der.
Sonra?...
Başka?... Boşuna uğraşmayın! Türkiye’yi hop oturtup hop kaldıran olayların orta yerindeki kişi olarak mutlaka bildiği, gördüğü, yaşlaştığı çok şey var ama… Kokmaz, bu meselelere girmemekte son derece kararlı. Ne siyaseten ne de magazin anlamında. O dönemi bir tür aile mahremiyeti şeklinde es geçiyor.
Yukarıda bir Bursa mitinginde Ecevitler’le birlikte. İlk dönemi masum ve idealist olarak tanımlıyor. İkinci dönemse, iktidar kokusu alıp partinin etrafını saran menfaat çekerlerinin gayretiyle! İlkinden çok daha farklı ve zorlu geçmiş.
KAVGASIZ SİYASET
Herkesin dünyanın parasını harcayıp, köy köy gezip dolaşıp, dil döküp, bir türlü takla atarak girebildiği meclise bir telefonla ve o da son anda gitmiş ya! İlk günler ciddi bir bunalımla geçmiş. Yoğun çlaşıma temposuna alışmış bir teknik kişi olarak, bir odada öyle boş boş oturmak rahatsız etmiş Korkmaz’ı. Eyvah! Demiş. “Ben ne yaptım böyle!” Neyse ki, toplantılar ve özellikle de komisyon çalışmaları başlayınca işin rengi değişmiş. “Çok çalıştım. Komisyonlar ağır iştir. Bursa için çok şey yaptık orada. Tamam denen İstanbul-İzmir otoyolu için beş kuruş yoktu mesela… Onu hallettik. Adliye Sarayı, Bursara… O dönemki çalışmalarımızın ürünüdür.”
Ertuğrul Yalçınbayır, Yahya Şimşek ve Feridun Pehlivanla birlikte oluşturdukları Diyalog Grubu’da aynı dönemin ürünü. “Bursa için çok sıkı bir lobi yaptık birlikte!”
Fotografta, bir dönem Türkiye’nin en çok konuştuğu isim olan ve Korkmaz’ın “Pratik zekası çok yüksektir. Çözüm bulmakta sütüne yoktur” şeklinde tanımladığı Hüsamettin Özkan Bursa grubu ile birlikte.
Siyaseti, Hayati Korkmaz kadar kavgasız, gürültüsüz yapabilen kaç kişi vardır?
“Bir iki ufak tefek hadise dışında…” kimseyle takışmamış. Bütün arkadaşlarıyla uyumlu çalışmış. Çok üzerine giderseniz, “Belki kıskananlar olmuştur bilmiyorum… Kimseyle özel bir dostluğum olmadığı gibi, düşmanlığım da olmamıştır…” diye kestirip atıyor.
VALİ GİBİ VALİ!
“Siyaset insanı baştan çıkarmaya, ayaklarını yerden kesmeye çok müsaittir. Dikkatli olmak gerekir. Ayrıca sürekli vitrinde olmanız nedeniyle her sözünüz, her davranışınız takip edilir. Bir türlü rahat ve huzurlu olmazsınız” diyor Hayati Korkmaz. Siyasete girince hayat standardı düşmüş. Herkes “milletvekilleri dünyanın parasını alıyor” diye dursun, Korkmaz milletvekili iken Robert Lisesi’ni kazanan oğlunu oraya gönderememiş. Sebep : Parasızlık!
“Milletvekilinin geçim kaygısı olmamalı. Alınan maaşlar çok değil, tersine az. Böyle olunca bazı kişiler farklı yönlere sapabiliyorlar.”
Milletvekili olmak demek, biraz da Türkiye’nin her yanından aklınıza gelebilecek her türlü istekle karşınıza çıkan insanları ağırlamak demek: “Bu isteklerle uğraşırken işinizi yapamaz hale gelirsiniz. Hele tayin dönemleri tam bir kabustur!”
Hayati Kokmaz, siyaset yaptığından pişman değil ama manevi olarak yıprandığını düşünüyor. Öte yandan siyaset kendisine sosyal olarak katkıda bulunmuş. İlgili yöreye ilişkin bölgesel istikrar ve gelişmişlik konusunda ciddi girişimlerde bulunan ve üyeleri arasında 13 tane eski cumhurbaşkanı ve devlet başkanı bulunan Balkan Siyaset Kulübü çalışmalarını çok önemsiyor. Ayrıca şu anki Fahri Konsolosluk görevinden çok memnun.
Yukarıdaki fotoğrafta, hemşehrisi Cavit Çağlar ve “Çok iyi bir otoritesi vardı. Eğilip bükülmüyordu. Kendisine ters gelen şeylere karşı koyabiliyordu. Vali gibi valiydi dediği Bursa’nın eski valilerinden Orhan Taşanlar’la birlikte.
ÇOCUKLUK YILLARI
Türk stili otuz ev,
Ortada  çürük köprü,
Onun yanında minare,
İşte sana Eğridere.
Yazar Niyazi Kurt, Türkçe adıyla Eğridere, Bulgarca adıyla Ardino’yu böyle tanımlıyor. Ardino, Hayati Korkmaz’ın doğup yetişme çağına kadar yaşadığı kasaba. Toprak, ormancılık ve hayvancılıktan geçimlerini sağlamaya çalışan Eğridereliler, bu olanakların kısıtlı olması nedeniyle çok fazla göç vermişler. Okuma-yazma oranı yüksek. Ticarete genetik bir yatkınlıkları var. Ayrıca eski kuşaklar için tütüncülük en önemli geçim kaynaklarından biri. Nitekim Korkmaz’ın annesi de tütün işinde çalışıyor. Babası ise, telefon teknikeri. Türklerin yoğunlukla yaşadığı kasabada 1957 yılında dünyaya gelen Hayati Korkmaz, havasını suyunu anlata anlata bitiremiyor kasabanın. Tanıdığım bütün Bulgaristan kökenli kişiler neredeyse istisnasız günü, güneşin doğuşuyla başlatıyorlar. “Siz de öyle misiniz? Bu oraya özgü bir terbiye mimdir?” diye sorunca, “Erken kalkıp çok yol almanın” sırrını bile Eğridere’nin bol oksijenli havasına bağlıyor Korkmaz.
Sonradan Bulgaristan’da ulusalcı, baskıcı politikalar uygulanmaya .alayınca tadı tuzu kaçıyor Eğridere’nin. Nicedir neredeyse bomboş zaten. Şimdilerde bir tür memlekete dönüş projeleri gündemde imiş. Fotoğraftaki ev baba evi. Hayati Korkmaz evin bakımını yapıp, ara sıra gidip çocukluk yıllarını yadetmeyi düşünüyor.
EĞİTİMİN KATKI PAYI!
“En iyi yaptıkları iş eğitimdi. Dördüncü sınıftan itibaren o döneme kadar öğnerciler öğretmenleri tarafından gözlenir, haklarında rapor tutulur, ilgi ve yetenekleri hangi yöndeyse o konuda öğrenim yaparlardı. Öğlene kadar ders yapar, öğleden sonra kendimizi geliştirebileceğimiz, yine ilgi ve yeteneklerimize uygun konularda çalışırdık. Ezber yoktu. Tartışarak, konuşarak, düşünerek öğrenirdik. Öğretmenlerle ilişkiler çok farklıydı. Serbesttik…”
Hayati Korkmaz’ın Bulgaristan’da doğmuş olmasının kendisi için ne ifade ettiğini sorduğunuzda böyle yanıt veriyor. Okuduğu okul onunla gurur duyuyor. Çok başarılı ve özellikle matematik ve fen bilimlerinde parlak başarılara sahip bir öğrenci. Yıllar geçip, işin rengi değişmeye başlayınca, ailesi ile birlikte Türkiye’ye döndüğünde en büyük sıkıntıyı bu konuda yaşıyor. Genel olarak zaten, iki arada bir derede olma durumu vardır fakat, gittiği lisede bir gün öğretmenlerden birine karşı biraz fazla serbest davranınca bizim Milli Eğitim genç öğrenciye “Hoş geldin!” demekte gecikmiyor. Nitekim, yediği tokatla şöyle bir silkeleniyor Korkmaz.
Atatürk Lisesi’ni bitiriyor. Ardından Uludağ Üniversitesi Makine Mühendisliğini.
Sonra… Hayata atılıyor!

 



Yazar : Yüksel BAYSAL Tarih : 11/2005

   

En Son Yazılar
“İNEGÖL’Ü MOBİLYA MARKALARININ ŞEHRİ YAPACAĞIZ” 06/2007
CUMHURİYETİN KAZANIMLARININ KAYBEDİLMESİNDEN KAYGILIYIM” 04/2007
OBJEKTİFLERİN ARASINDAN BURSA 04/2007
PLATO KADERİNE TERK EDİLDİ 04/2007
“KRAMPONLA YALIN AYAĞIN YARIŞTIĞI NERDE GÖRÜLMÜŞTÜR?” 04/2007
BURSA’DA BİR YILDA ON MİLYONU AŞKIN HASTA 02/2007
CARGİLL SORUN OLMAYA DEVAM EDİYOR 02/2007
27 MAYIS İHTİLALİ VE BİR TARİHİ ÇINAR: RECEP KIRIM 06/2006
OSMANGAZİ BELEDİYE BAŞKANI RECEP ALTEPE 06/2006
CARGİLL BURSA’YA İHANETTİR!... 06/2006
TURHAN TAYAN’DAN AKP’YE ELEŞTİRİ OKLARI 03/2006
ŞAİR NAZIM HİKMET GEÇTİ 03/2006
MEHMET ALİ İNAN OKUMAYI IŞIKLI BİR YOLDA YÜRÜMEYE BENZETİYOR 03/2006
DOKUMACI NAZIM HİKMET 03/2006
BURSA’NIN SOYADI SU, RENGİ YEŞİL BEYAZ 03/2006
“POLİTİKADA EN UYUMLU OLAN EN TEPEYE TIRMANIR!” 03/2006
RAİF KAPLANOĞLU, YILLARDIR KAYBOLAN ZAMANIN PEŞİNDE… 01/2006
Niyazi Menteş’i kaybettik. 01/2006
70’Lİ YILLARDAN 2000’LERE BİR SİYASET YOLCUSU… 01/2006
“ÜZÜM İDİLER ŞARAP OLDULAR” 01/2006
“HEY BURSALI BURSALI BELİ İPEK KORSALI” 01/2006
BALKANLAR VE GÖÇ 01/2006
HAYATİ KORKMAZ’IN NEVİ ŞAHSINA ÖZEL SİYASET YOLCULUĞU 11/2005
HAKAN KÖKSAL “YAZDIĞI YERDEN PARA KAZANIYOR!” 11/2005
“BAT-ÇIK’LARA TAKILDIK KALDIK” 11/2005
DEĞERLİ AĞABEYİM 11/2005
BURSA’NIN BANGLADEŞLİLERİ 11/2005
ŞEFFAF MUTFAK DÖNEMİN BAŞLADI TEMİZLİĞİN YENİ ADI: 11/2005
GÜMÜŞHANE 09/2005
SULAR ŞEHRİ BURSA 09/2005
PROF. MUSTAFA DURAK 09/2005
KARA’NIN VERDİĞİ BEYAZ DERS 09/2005
HÜZÜNLER KENTİ 09/2005
NİLÜFER DERESİ, GÖKSU GİBİ OLACAK 09/2005
BENER ÖZCAN İKİNCİ HAYATINI BİR GEZGİN OLARAK YAŞIYOR 09/2005
BURSA KÜLTÜR YOLU CANLANDIRMA PROJESİ 07/2005
DOĞUNUN VE BATININ BİLGELERİ 07/2005
OKUR YAZAR BİR YOLCU 07/2005
HATIRLA SEVGİLİ AK PARTİ 06/2007
CELAL BAYAR VE BURSA 06/2007
MİLLİYETÇİLİK KİMİN İDEOLOJİSİDİR? 04/2007
TABULAR RAFA, DEMOKRASİ MEYDANA 04/2007
CUMHURBAŞKANI KİM OLMALI? 04/2007
BURSA’DA BİR YILDA ON MİLYONU AŞKIN HASTA 02/2007
YASALAR MI DEĞİŞMELİ KAFALAR MI? 02/2007
FARUK ÇELİK RÖPORTAJI 02/2007
RECEP ALTEPE RÖPORTAJI 06/2006
LAİKLİK ÇATIŞMA ARACI OLDU 06/2006
BURSA’DAN NAZIM GEÇTİ Mİ? 03/2006
GELECEĞİMİZİN TEMİNATI ÇOCUKLAR 03/2006
SEVİLEN VE BUDANAN ADAM TURHAN TAYAN 01/2006
BURSA’DA DOĞALGAZ REZALETİ 01/2006
ANKARA’YA YOLU DÜŞENLERE ÇAĞRI 11/2005
BURSA’DA İPEK, HEREKE’DE HALI 01/2006
UNUTULAN BURSA’DAN İZLENİMLER 11/2005
MEDENİYET PROJESİ AVRUPA BİRLİĞİ 11/2005
KARADENİZ’İN ÖZ EVLADI 09/2005
MEYDANSIZ ŞEHİR, HEYKELSİZ MEYDAN OLMAZ 09/2005
İSLAMCILAR SAHİDEN DEĞİŞTİ Mİ? 09/2005
KİMLERİN EİNSTEİN’I VAR? 07/2005
TAHTAKALE’YE GÜZELLEME 07/2005
“ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA!” 07/2005
MİNİKLERİN GÖZÜNDE DÜNYA 07/2005
DÖNEMİN İÇİŞLERİ BAKANI MEHMET GAZİOĞLU SİVAS’I UNUTAMIYOR: 07/2005
KENT MEYDANINA KAVUŞUYOR… 07/2005
İLK KURTARILACAK, DOĞAL ALANLAR 07/2005
DEMOKRAT BAKIŞ’A İNCE BİR BAKIŞ 07/2005
FUAT SAKA RÖPORTAJI 07/2005
ERDEM SAKER 07/2005
ONLAR BİZİ İSTİYORDU! 06/2005
AYDINLANMA VE DİN 06/2005
1.LEYLEK ŞENLİĞİ KUTLANDI! 06/2005
TAŞIN IZDIRABI 06/2005
MUSTAFA KARA 06/2005
MUTFAKTAN MİTİNGE… 06/2005
KİM BU DEDE? 06/2005
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI HİKMET ŞAHİN : 06/2005
DOĞUNUN VE BATININ BİLGELERİ 06/2005
“BU MEMLEKET BİZİM… BİZİM DOSTLAR BİZİM” 06/2005
BKSTV GENEL SEKRETERİ AKİF KOÇYİĞİT: 06/2005
44. BURSA FESTİVALİ 06/2005
ŞEHRİN İÇİNDEN İMPARATORLUK GEÇTİ 05/2005
METAL FIRTINA’DA YANITLANMAYAN SORULAR? 05/2005
KEMAL EKİNCİ 05/2005
KARŞINIZDA BURSA ODA ORKESTRASI! 05/2005
İÇ BAHARINIZ DAİM OLSUN 05/2005
BURSA’DA YAŞAYAN BİR İLİŞKİ AVCISI : HAKAN AKDOĞAN 05/2005
10 DAKİKA ARA!!! 05/2005
Mehmet Gedik Röportajı 06/2005
Ertuğrul YALÇINBAYIR Röportajı 05/29/2012
YERYÜZÜNÜN LANETLENMİŞ HALKI YAHUDİLER 05/29/2012
DEMOKRAT DEVLET 05/29/2012