“HEY BURSALI BURSALI BELİ İPEK KORSALI”

“HEY BURSALI BURSALI BELİ İPEK KORSALI”
Denilebilir ki, Bursa ipek sayesinde var olmuş, onunla anlam bulmuş, onunla ticari yaşanını sürdürmüştür. Bugünkü sanayini temeli de kuşkusuz ipekböcekçiliği ve ipek kumaş imalatıdır.
Prof. Akdağ, Osmanlı’nın ekonomik yönünü anlattığı mükemmel incelemesinde sık sık Bursa ipeğine atıfta bulunur.
Bursa şeriye sicillerine dayanarak, 1485 yılında Bursa ipek mukaatası çevresinde 346 ton 312 kilogram ipek satışı yapıldığı, bu rakamın 1499 yılında 499 tonu geçtiğini belirtiyor.
BURSA KUMAŞLARI
19. yüzyılın sonunda Türkiye’ye gelen Fransız ressam Pretextat Lecomte, doğu sanatı ve buna bağlı olarak ticaretiyle ilgili gözlemlerde bulunmuştur. Tercüman yayınlarından çıkan Türkiye’de sanatlar ve Zenaatlar adlı yapıtında ipek kumaş konusuna da önemli yer ayırmış:
“Bursa ve Şam kumaşları Avrupa’da meşhurdur; bu şöhret itibari olup birkaç seyyahın ve şark eşyaları armatörlerinin getirdikleri veya özellikle İngiltere’ye ihraç edilen bir-iki çeşidin tesis ettiği bir şöhrettir.
Bu yetersizdir; zira Bursa ve Şam kumaşları gerçekten değerlidir; Avrupa piyasasında tanınmış olsaydı çok önemli bir ticari meta durumuna gelebilirdi. Bu ticaret Şark’ta çok faaldir; o kadar ki, sadece Şam’da otuz bin tezgah çalışmaktadır.
SULTAN SÜLEYMAN DÖNEMİNDE İPEK
“Osmanlı İmparatorluğunda ipek önemli bir ticaret malıydı. En başta da en ince kalitede ipeklerin üretildiği İran’ın Kafkasya’ya komşu yörelerinden, Gilan ve Mazanderan’dan bir de Horasan’dan geliyordu. Anadolu’yu aşan kervanlar, ipeği uzun zamandan beri bu alandaki ticaretin ballıca merkezi konumundaki Bursa’ya taşımaktaydılar. Alıcılar İtalyanlardı ve burada çoğu zaman balya başına 70 ila 80 dükaya varan muazzam karlar elde etmekteydiler. 1516’da Suriye’nin fethinden beri Osmanlılar, Ermeni ve Tatar tacirlerin Fırat ve Diyarbakır vadisi üzerinden İran’a geldikleri bir diğer ipek ticareti yolunun merkezi durumundaki Halep’i de kontrolleri altında tutuyorlardı. Yüzyıllar boyunca devam eden Türk-İran savaşları bu ticareti sekteye uğratıp, birçok kez kesilmesine neden olmuşsa da yeni Avrupa toplumlarının brokarlara, atlaslara, taftalara, fularlara duyduğu artan ilgi ve Avrupa’da lüks dokuma sanayini sürekli gelişmesi sonucu Türkiye’deki ipek kentlerindeki ticaret hep gelişmişti.
Ticarette koşut olarak, ipek sanayi de birçok Türk kentlerinde özelilkle de yüzyılın başında iç Pazar ve ihracata yönelik olarak bin kadar dokuma tezgahının çalıştığı Bursa’da gelişmeye başlamıştı. Bu tezgahların patronlarının hemen tümü de Müslüman Türkler’di. Halep’te 1560’a doğru 5000 dokuma işçisi çalışmaktaydı.
İpek trafiği muazzam baharat ticaretinin, yani yeryüzündeki trafiğin en başta geleni Lovan’daki ticaretin başlıca hedefinin yanında bir hiçtir. 12. Yüzyıldan 16. Yüzyılın sonuna kadar önce batı, ardından da tüketimin daha da çok olduğu Kuzey Avrupa’yı kokulu bitkilere karşı çılgınca bir düşkünlük sarmıştı. Rusya ve Polonya’da batılı gezginlerin yergilerine de konu olan, akıl almaz miktarlarda baharat tüketiliyordu.
Baharat, büyük miktarlar halinde ve deniz yoluyla İstanbul’a veya Küçük Asya limanlarına sevkediliyor ya da kervanlarla Anadolu’yu aşıp Floransalı ve Venedikli tacirlerin ellerindeki kumaşlarla takasa geldikleri ve büyük tüketici ülkeler olan Polonya ve Rusya’ya sevkedilmesinde aracılık eden Kırım, Boğdan ve Eflak ile alışveriş yapan tüccarın mal aldığı İstanbul’a ve asıl Bursa’ya getiriliyordu.
Uludağ’ın eteklerinde, Türkiye’nin güzelliklerini en çok koruyabilmiş kentlerden biri olan Bursa’nın zenginliği, uzun bir geçmişten kaynaklanıyordu. 1431’de Bertrandon de la Broguiere şunları yazmıştı: “Bu Bursa kenti pek güzel ve tüccar bir kent ve Türklerin sahip oldukları en mükemmel bir kenttir” 16. Yüzyılda ise Pierre Belon şunları ekliyordu: “Bursa’nın zenginliği ipekten gelmektedir.” Gerçekten de kentin zenginliğini önceleri Tebriz, Erzurum ve Tokat yoluyla İran’dan getirilmekte olan ipek sağlamıştı. Giderek buna baharat, kokular Mısır ve Suriye’den getirilen şeker ve karabiber veya Balkanlarla Doğu Avrupa ülkelerine ihraç edilirdi. Cenevizliler, Venedikliler, Floransalılar, beraberlerinde getirdikleri yünlü kumaşları burada ipekle değiştiriyorlardı. Ancak Gilan’dan ve İran’ın Kafkaslara komşu diğer yörelerinden gelen ipeğin büyük bir bölümü, Bursa’da yerli tezgahlarda işlenmekteydi. 16. Yüzyıl başlarında Müslüman Türkler’e ait bin kadar tezgah bulunuyordu kentte. Buralarda üretilen nefis brokarlar, kadifeler, taftalar ya Sultan’ın sarayı tarafından tüketilirdi ya da Avrupa’ya satılırdı. Bursa, Anadolu’da imal edilen pamukluları da Balkan ülkelerine ihraç etmekteydi.
Tacirler ve imalatçılar çok büyük karlar elde ediyorlardı. Devlet de bu karlar üzerinden miktarı yine az olmayan vergisini alıyordu. 1326’dan 1402’ye kadar imparatorluğun başkenti olan Bursa İstanbul ve Edirne ile birlikte her zaman için ülkenin üç payitahtından biri olarak kabul edilmiş ve sultanlar 16. Ve 17. Yüzyılda sürekli hazır tutulan eski sarayda zaman zaman gelip kalmışlardır. 16. Yüzyıldaki Osmanlı-Safevi savaşlarından da etkilenen Bursa’nın gerilemesi asıl Avrupa ülkeleri ipek üretmeye koyuldukları zaman özellikle de 17. Yüzyılda İzmir’in gelişmesiyle başlamıştır.”
BURSA’DA İPEK SANAYİİ
Shaw, Bursa’da 1845 yılında İsviçreli bir işadamının kurduğu ipek fabrikasının kuruluş sürecini şöyle anlatıyor:
“İmparatorluğun çeşitli yerlerinde Osmanlı ve yabancı sermayedarlar tarafından kurulan fabrikalar on dokuzuncu yüzyıl boyunca ekonomik büyümeye katkıda bulunmuşlardır. Yirmi yıl önce İngiliz rekabetiyle piyasadan çekilen eski Osmanlı ipek sanayisi canlandırıldı. 1845’te Falkaisen adında bir İsviçreli sanayici Bursa’da ipek ipliği yapmak üzere buhar gücüyle çalışan bir fabrika kurdu. İşçiler ilk başta makinelerin çalıştığı bibr fabrikaya girmek istemedilerse de, fabrika kısa sürede gelişti, öyle bir iş hacmi ve kararlılığa ulaştı ki, 1876 yılında Bursa’da 14 ipek ipliği fabrikası vardı.”

 



Yazar : Yüksel BAYSAL Tarih : 01/2006

   

En Son Yazılar
“İNEGÖL’Ü MOBİLYA MARKALARININ ŞEHRİ YAPACAĞIZ” 06/2007
CUMHURİYETİN KAZANIMLARININ KAYBEDİLMESİNDEN KAYGILIYIM” 04/2007
OBJEKTİFLERİN ARASINDAN BURSA 04/2007
PLATO KADERİNE TERK EDİLDİ 04/2007
“KRAMPONLA YALIN AYAĞIN YARIŞTIĞI NERDE GÖRÜLMÜŞTÜR?” 04/2007
BURSA’DA BİR YILDA ON MİLYONU AŞKIN HASTA 02/2007
CARGİLL SORUN OLMAYA DEVAM EDİYOR 02/2007
27 MAYIS İHTİLALİ VE BİR TARİHİ ÇINAR: RECEP KIRIM 06/2006
OSMANGAZİ BELEDİYE BAŞKANI RECEP ALTEPE 06/2006
CARGİLL BURSA’YA İHANETTİR!... 06/2006
TURHAN TAYAN’DAN AKP’YE ELEŞTİRİ OKLARI 03/2006
ŞAİR NAZIM HİKMET GEÇTİ 03/2006
MEHMET ALİ İNAN OKUMAYI IŞIKLI BİR YOLDA YÜRÜMEYE BENZETİYOR 03/2006
DOKUMACI NAZIM HİKMET 03/2006
BURSA’NIN SOYADI SU, RENGİ YEŞİL BEYAZ 03/2006
“POLİTİKADA EN UYUMLU OLAN EN TEPEYE TIRMANIR!” 03/2006
RAİF KAPLANOĞLU, YILLARDIR KAYBOLAN ZAMANIN PEŞİNDE… 01/2006
Niyazi Menteş’i kaybettik. 01/2006
70’Lİ YILLARDAN 2000’LERE BİR SİYASET YOLCUSU… 01/2006
“ÜZÜM İDİLER ŞARAP OLDULAR” 01/2006
“HEY BURSALI BURSALI BELİ İPEK KORSALI” 01/2006
BALKANLAR VE GÖÇ 01/2006
HAYATİ KORKMAZ’IN NEVİ ŞAHSINA ÖZEL SİYASET YOLCULUĞU 11/2005
HAKAN KÖKSAL “YAZDIĞI YERDEN PARA KAZANIYOR!” 11/2005
“BAT-ÇIK’LARA TAKILDIK KALDIK” 11/2005
DEĞERLİ AĞABEYİM 11/2005
BURSA’NIN BANGLADEŞLİLERİ 11/2005
ŞEFFAF MUTFAK DÖNEMİN BAŞLADI TEMİZLİĞİN YENİ ADI: 11/2005
GÜMÜŞHANE 09/2005
SULAR ŞEHRİ BURSA 09/2005
PROF. MUSTAFA DURAK 09/2005
KARA’NIN VERDİĞİ BEYAZ DERS 09/2005
HÜZÜNLER KENTİ 09/2005
NİLÜFER DERESİ, GÖKSU GİBİ OLACAK 09/2005
BENER ÖZCAN İKİNCİ HAYATINI BİR GEZGİN OLARAK YAŞIYOR 09/2005
BURSA KÜLTÜR YOLU CANLANDIRMA PROJESİ 07/2005
DOĞUNUN VE BATININ BİLGELERİ 07/2005
OKUR YAZAR BİR YOLCU 07/2005
HATIRLA SEVGİLİ AK PARTİ 06/2007
CELAL BAYAR VE BURSA 06/2007
MİLLİYETÇİLİK KİMİN İDEOLOJİSİDİR? 04/2007
TABULAR RAFA, DEMOKRASİ MEYDANA 04/2007
CUMHURBAŞKANI KİM OLMALI? 04/2007
BURSA’DA BİR YILDA ON MİLYONU AŞKIN HASTA 02/2007
YASALAR MI DEĞİŞMELİ KAFALAR MI? 02/2007
FARUK ÇELİK RÖPORTAJI 02/2007
RECEP ALTEPE RÖPORTAJI 06/2006
LAİKLİK ÇATIŞMA ARACI OLDU 06/2006
BURSA’DAN NAZIM GEÇTİ Mİ? 03/2006
GELECEĞİMİZİN TEMİNATI ÇOCUKLAR 03/2006
SEVİLEN VE BUDANAN ADAM TURHAN TAYAN 01/2006
BURSA’DA DOĞALGAZ REZALETİ 01/2006
ANKARA’YA YOLU DÜŞENLERE ÇAĞRI 11/2005
BURSA’DA İPEK, HEREKE’DE HALI 01/2006
UNUTULAN BURSA’DAN İZLENİMLER 11/2005
MEDENİYET PROJESİ AVRUPA BİRLİĞİ 11/2005
KARADENİZ’İN ÖZ EVLADI 09/2005
MEYDANSIZ ŞEHİR, HEYKELSİZ MEYDAN OLMAZ 09/2005
İSLAMCILAR SAHİDEN DEĞİŞTİ Mİ? 09/2005
KİMLERİN EİNSTEİN’I VAR? 07/2005
TAHTAKALE’YE GÜZELLEME 07/2005
“ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA!” 07/2005
MİNİKLERİN GÖZÜNDE DÜNYA 07/2005
DÖNEMİN İÇİŞLERİ BAKANI MEHMET GAZİOĞLU SİVAS’I UNUTAMIYOR: 07/2005
KENT MEYDANINA KAVUŞUYOR… 07/2005
İLK KURTARILACAK, DOĞAL ALANLAR 07/2005
DEMOKRAT BAKIŞ’A İNCE BİR BAKIŞ 07/2005
FUAT SAKA RÖPORTAJI 07/2005
ERDEM SAKER 07/2005
ONLAR BİZİ İSTİYORDU! 06/2005
AYDINLANMA VE DİN 06/2005
1.LEYLEK ŞENLİĞİ KUTLANDI! 06/2005
TAŞIN IZDIRABI 06/2005
MUSTAFA KARA 06/2005
MUTFAKTAN MİTİNGE… 06/2005
KİM BU DEDE? 06/2005
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI HİKMET ŞAHİN : 06/2005
DOĞUNUN VE BATININ BİLGELERİ 06/2005
“BU MEMLEKET BİZİM… BİZİM DOSTLAR BİZİM” 06/2005
BKSTV GENEL SEKRETERİ AKİF KOÇYİĞİT: 06/2005
44. BURSA FESTİVALİ 06/2005
ŞEHRİN İÇİNDEN İMPARATORLUK GEÇTİ 05/2005
METAL FIRTINA’DA YANITLANMAYAN SORULAR? 05/2005
KEMAL EKİNCİ 05/2005
KARŞINIZDA BURSA ODA ORKESTRASI! 05/2005
İÇ BAHARINIZ DAİM OLSUN 05/2005
BURSA’DA YAŞAYAN BİR İLİŞKİ AVCISI : HAKAN AKDOĞAN 05/2005
10 DAKİKA ARA!!! 05/2005
Mehmet Gedik Röportajı 06/2005
Ertuğrul YALÇINBAYIR Röportajı 05/29/2012
YERYÜZÜNÜN LANETLENMİŞ HALKI YAHUDİLER 05/29/2012
DEMOKRAT DEVLET 05/29/2012